Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9375 E. 2015/22357 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9375
KARAR NO : 2015/22357
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile katılanın, sanığın eşi olan tanık …’a ait arsayı satın almak amacıyla 15.500 TL karşılığında anlaşarak satış işlemleri için katılan, katılanın kardeşi olan tanık …, sanık ve eşinin … Tapu Dairesine gittikleri, devir işlemini gerçekleştirmek amacıyla belge hazırlandığı sırada katılanın arsa üzerinde ipotek olduğunu öğrenmesi üzerine sanığın ipoteği kaldırmak amacıyla katılandan satış bedeli olan 15.000 TL’yi istediği, katılanın paranın tamamını vermeyi kabul ederek karşılığında güvence olması amacıyla 15.000 TL’lik senet talep ettiği, rakam ve yazılarını katılanın doldurduğu senette borçlu olarak sanığın adının kefil olarak da eşi …’ın adı yazılı olmasına rağmen, sanığın katılanın dalgınlığından yararlanarak senedin altına kendi imzasını iki kez atıp kefil kısmını eşinin imzaladığını söyleyerek senedi katılana verdiği, sanığın katılandan aldığı para ile bankadan ipoteği kaldıracağını söyleyerek tapu dairesinden ayrılıp bir daha geri dönmeyerek hileli hareketlerle menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları, banka yazısı ile tüm dosya kapsamına göre, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre borçlu ve kefil adına atılan her iki imzanın da sanığa ait olduğunun belirlenmiş olması, katılan tarafından icra takibinin sadece sanık aleyhine yapıldığının dosya içerisinde bulunan ödeme emri ile anlaşılması ve yine mahkeme tarafından icra dosyasının incelenmesi neticesinde sanığın icra takibine itiraz etmemesi sonucunda takibin kesinleştiğinin de belirlenmiş olması karşısında, tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre kararda, para cezasının yedi eşit taksitle ödenmesine karar verildiği halde, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “360 gün” ve “7.200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle; yine hükmün ilgili kısmına ”para cezasının birer ay arayla yedi eşit taksitle ödenmesine” ifadesi yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.