YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9547
KARAR NO : 2015/22373
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa,dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın,…Gıda şirketi yetkisi olan … isimli şahsın belgeleri ile… isimli iş yerine başvurarak, …şirketinin beş adet araç almak istediğini beyan edip bunun için gerekli olan banka kredisine ilişkin evrakları … Otomotiv isimli iş yeri yetkilisi olan tanık …’e bıraktığı, …’in evrakları kontrol ederek … Anonim Şirketi’ne 136.500 TL kredi talebi ile birlikte gönderdiği ancak … şirketinin yaptığı araştırmada, evrakların tamamının sahte düzenlenmiş olduğunu tespit ettiği ve sanıkların yakalanması amacıyla kredinin onaylandığını belirterek sahte kimlikle başvuru yapan şahısları bankaya çağırdığı, sanığın yanında sahte düzenlenmiş … kimliğini kullanan temyiz dışı kimlik bilgileri tespit edilemeyen sanık ile birlikte bankada yakalandığı, bu suretle sanığın tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık beyanı, tanık ifadeleri, tutanaklar ile tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetie yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiş, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j son maddesi gereğince sanık hakkında hükmolunacak adli para cezasının haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde belirlenmesi gerekirken eksik belirlenmiş olması karşısında, adli para cezasının en alt sınırdan tayinini talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 158/1, j son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının 136.500 TL, haksız menfaatin iki katının 273.000 TL olması dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 13.650 gün adli para cezasıyla cezalandırılması, bu miktar üzerinden yasal indirimler yapıldıktan sonra bulunan gün adli para cezasının, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince paraya çevrilmesi gerektiği gözetilmeksizin, temel olarak 450 gün adli para cezası belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.