YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9555
KARAR NO : 2015/22158
KARAR TARİHİ : 09.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; temyiz dışı …’nın, sanık …’i arayarak, elinde Reşat altını olduğunu, bunları satabilecekleri bir yer olup olmadığını sorması üzerine ..’in, arkadaşı olan …’e durumu aktarmasından sonra, … ve … ile buluştukları, burada sanık…’in, şikayetçinin yeğeni olan…’ı arayarak, hayırlı bir iş için aradığını, … ismindeki birisinin ..’de 4000 tane Reşat altını bulduğunu, bunu satabileceklerini, teyzesinin oğlu olan …’ın konuşmak istediğini söyleyerek, telefonu sanık …’e verdiği, ..’ün de kendisini… olarak tanıtmasından sonra, altınları satabilecekleri güvenilir insanların olmadığını belirterek yardım istediği, tanığın bu durumu şikayetçiye anlatması üzerine şikayetçiyle birlikte…’ye gittikleri, orada kendilerini karşılayan sanık..’ün verdiği altının, alım ve satımı serbest gerçek altın olduğunu öğrenmeleri üzerine sanıklardan…’e 72.000,00 TL’yi verdikleri, sanığın altınları getirmek için … denilen kişinin evine gittiği, ancak bir daha dönmediği, yapılan telefon görüşmelerinde, şikayetçiye polislerin kendilerini takip ettiklerini söyleyerek önce …’a, ardından da İstanbul’a yönlendirdiği, parayı alan sanık …’ün, sanıklar …ve …’a 2.900,00’ar TL verdiği anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin iştirak halinde dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, temyiz dışı …’nın ifadelerinde, sanık …’in olayı birebir gerçekleştiren kişi olduğunu belirtmesi, şikayetçi …’in de, …’ın suçunu ikrar ettiğini söylemesi karşısında, bu sanık yönünden bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyları ile diğer kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükümlerin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hükümde yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “sanıkların TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın “c” bendinde yer alan kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.