Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9637 E. 2015/22132 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9637
KARAR NO : 2015/22132
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez,şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur.Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.Fiil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın olay tarihinden önce çocukluk arkadaşı olan katılan …’e ait olan nüfus cüzdanının üzerine kendi fotoğrafını koyup fotokopi çekmek suretiyle katılan adına düzenlenmiş olan; ancak üzerinde kendisinin resminin bulunduğu sahte kimlik fotokopisi oluşturduğu, ardından … İlçesi Mahallesi Muhtarılığı’nca düzenlendiği görünen sahte ikametgah ilmühaberini katılan adına tanzim ettiği, bu sahte belgeleri oluşturduktan sonra katılan adına … … Şubesine kredi almak amacıyla başvuruda bulunduğu, bu belgeleri ibraz etmesi üzerine sahte düzenlenen kredi sözleşmesine istinaden sanığa banka tarafından 4000 TL para ödemesinde bulunulduğu, bu şekilde sanığın, sahte resmi belgeleri kullanmak suretiyle banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık ve müteselsilen resmi belgede sahatecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 Sayılı TCK’nın 158/1, j, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının 4000 TL ve haksız menfaatin iki katının 8000 TL olması dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde “400 gün adli para cezası” olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden doğrudan haksız menfaat miktarının iki katının temel ceza olarak belirlenmesi suretiyle kanundaki düzenlemeye aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükümde yer alan adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak yerine, “sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 158/1, j- son maddesi gereğince haksız menfaatin iki katı olan 8000 TL karşılığı 400 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 62.madde uyarında 1/6 oranında indirim yapılarak 333 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilerek sonuç olarak 6660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde belirtilmesi suretiyle diğer yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.