Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9717 E. 2013/10284 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9717
KARAR NO : 2013/10284
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, 2011 ve 2012 yılları içerisinde tanıştığı katılanlara kendisini TBMM Denetleme Üyesi, AKP Parti Divan Üyesi, Albay olarak tanıtarak Ankara’da bakanlıklarda çalışan kamu görevlilerini tanıdığını, bu nedenle işe yerleştirebileceğini söyleyerek dolandırmayı amaçladığı, ilk olarak katılan … ile devlet hastanesinde geçirdiği ameliyat nedeniyle babasıyla aynı odayı paylaşmasından dolayı tanıştığı, daha sonra yine babası aracılığıyla kendisini arayarak AKP divan başkanı olarak Ankara’da görev yaptığını ve katılanı işe yerleştirmek istediğini söylediği, katılanın sanığa ve babasına güvenmesi nedeniyle bu teklifi kabul ederek sanığa 2600 TL para ile gerekli evrakları verdiği, daha sonra sanığın, katılana işinin olduğunu söyleyerek Çalışma Bakanlığı tarafından kaşelenmiş imzalı evrakları gösterdiği, bu şekilde inandırıcılığını artırarak katılandan değişik bahanelerle parça parça olmak üzere yaklaşık 13.000 TL para aldığı, sanığın katılanla bir görüşmesinde albay kıyafeti giydiği ve katılana “görevimi merak ediyordun, ben özel harekatta kurmay albayım” şeklinde yanıt verdiği, katılan …’in bu şekilde sanığa güvenmesi üzerine, sanığı değişik zamanlarda olmak üzere katılanlar …, …, … ve … ile de tanıştırdığı, bu katılanların da sanık ile birlikte Ankara’ya Hazine Müsteşarlığı’na giderek, hep birlikte 4. kata kadar çıktıkları, ancak sanığın katılanları burada asansörün önünde bekleterek evrakları kendisinin götürüp getirdiği,katılan …’un, TBMM’de idare amiri olduğunu düşündüğü sanığa toplam 14.600 TL para verdiği, sanığın katılana “hayırlı olsun, oğlun Avrupa Birliği’nde işe girdi” şeklinde sözler dahi söylediği, …’un sanığın üzerinde değişik bakanlık logoları bulunan 3-4 adet kravat gördüğü, katılan … …’ın ise, sanığa 14.000 TL para verdiği, sanığın katılana kimlik göstermediği, ancak arkadaşlarına AKP divan başkanı olduğunu söylediğini öğrendiği, ayrıca katılanlarla birlikte Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne kadar gittikleri, sanığın onları dışarıda bulunan güvenlik kameraları karşısına geçirerek yüz tanıma sistemi ile görüntülerinin kayıt edileceğini söylediği, katılan … ve eşine 4 adet kimlik belgesi gösterdiği ve bu kimlikleri her bakanlıkta ayrı ayrı kullandığını ve makamını daha sonra söyleyeceğini söyleyerek katılanı inandırdığı ve ondan toplam 14.000 TL para aldığı, katılan …’in ise yine … aracılığı ile tanıştığı sanık ile birlikte Ankara’ya iki kez gittiği, onun bir takım aldatıcı davranışları nedeniyle kendisine güvenerek yaklaşık 12.000 TL. parayı işe girebilmek amacıyla ona verdiği, ancak işe yerleştirilmediği gibi sanık tarafından sürekli oyalandığı, ayrıca sanığın katılanlara Çalışma Bakanlığı’ndan yetkili kişilerce onaylanmış ve mühürlenmiş belgeleri göstererek kendilerine olan güvenlerini artırdığı, katılanlardan Üzeyir …’ın ise, kardeşi … aracılığı ile sanıkla tanıştığı, onun da arada kardeşi olması ve kardeşine güvenmesi nedeniyle sanığın işe yerleştirme teklifini kabul ederek kendisine parça parça olarak toplam 16.000 TL para verdiği, yine katılan …’ün de sanıkla İshak aracılığı ile tanıştığı, sanığın kendisine İshak’ın işini hallettiğini söyleyerek ona üzerinde İshak’ın resimlerinin bulunduğu dosyayı gösterdiği ve Simav’da Sağlık Müdürlüğü’nde işe başladığını söyleyerek onu inandırdığı, katılan …’nun ise, kayınpederi … aracılığı ile sanıkla tanıştığı, sanığın tanık …’e işsizlere iş bulabildiğini, onları memur olarak yerleştirdiğini söylemesi üzerine, tanığın damadı …’ya anlattığı, bu şekilde onu da işe yerleştireceğine inandırdığı, parça parça olmak üzere yaklaşık 17.250 TL. parayı işe girebilmek amacıyla sanığa verdiği, katılan …’ın da sanık … ile …’un kayınpederi olan ve tanık sıfatıyla dinlenilen … aracılığı ile tanıştığı, sanığın katılana, … …’ı yakından tanıdığını ve Çalışma Bakanlığı’nda çalıştığını söylediğinden katılanın sanığa toplamda 22.250 TL. para verdiği, sanığın, katılan …’a kendisini Ankara’da personel dairesinde çok yakın tanıdıkları olduğundan bahisle kandırdığı, …’nin de sanıkla … aracılığı ile tanıştığı, …’e güvenmesi nedeniyle sanığa da güvendiği, aynı zamanda 2010 yılında KPSS sınavına girmesi ve o sınav sonucunun da kamuoyu tarafından bilinmesi nedeniyle bu şekilde para vererek iş bulunduğuna dair duyumları da olmasından dolayı sanığa toplam 22.225 TL para verdiği, katılan …’in ise güvenlik görevlisi olması nedeniyle sanıkla hastaneye gelip giderken tanıştığı, sanığın kendisini ona AKP divan başkanı olarak tanıttığı,bir keresinde sanığı albay kıyafeti ile gördüğü, bu kıyafetin ne olduğunu sorduğunda ise “bizim gibi kişilere bu şekilde birden fazla görev verilebiliyor” diyerek üzerinde bulunan kimlik belgelerini gösterdiği, önce AKP divan başkanı olduğuna dair kırmızı kimliği, sonra ise yeşil asker kimliğini gösterdiği, beraber Ankara’ya gittikleri, Ankara’ya giderken … ile telefonda görüşür gibi yaptığı ve AKP’de üst düzey siyasetçilerin isimlerini vererek “her sene bize bu şekilde 5-6 kişilik kontenjan verilir.” dediği, katılanın bu nedenle sanığa güvenerek 19.050 TL para verdiği, katılan …’nın yanında … ve … … gibi siyasetçiler ile telefonda görüşürmüş gibi yaptığı, Türkiye’de toplam 7 kişi olduklarını ve her şeyden haberdar olduğunu, ayrıca üzerinde albay kıyafetinin altındaki çelik yeleği de göstererek gizli görevlere gittiğini söylediği, bu nedenlerle katılanın ona güvenerek işe girebilmek amacıyla kendisine 30.000 TL. para verdiği, katılan … ile sanığın ilk görüşmelerinde üzerinde albay kıyafeti olduğu ve kendisinin MİT’de görevli olduğunu söyleyerek kendisini TBMM denetleme kurulu başkanı olarak tanıttığı, beraber Ankara’ya gittikleri ve üç ayrı bakanlığı dolaştıkları, bu şekilde sanığa güvenerek toplam 20.000 TL para verdiğinin iddia edildiği olayda;
1)Sanık hakkında mağdurlar …, …, …, …, …, …, …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, yalnızca mağdurlar …, … ile …’a … ve … …’ı tanıdığını belirtmesi nedeniyle o mağdurlara karşı eylemlerinin TCK’nın 158/2.maddesindeki suçu oluşturacağı, diğer mağdurlara ise, makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını belirttiği belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin, bakanlıklarda tanıdığını söylemesi nedeniyle, TCK’nın 158/2.maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, ancak, mağdurlardan … ve …’in yanında albay kıyafeti giymesi, … ve …’a bakanlıklarda çalıştığına dair kimlik kartlarını göstermesi karşısında, eyleminin TCK’nın 158/1-d.maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi sonuca etkisi görülmemiş olup, sanığın, katılanlardan değişik zamanlarda değişik bahanelerle para alması şeklindeki her bir mağdura yönelik eyleminin TCK’nın 43.maddesinde yer alan zincirleme suç hükümleri ile şartları oluştuğu halde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezalarının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezalarının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, bu mağdurlara yönelik kurulan hükümden sırasıyla “500 gün”, “10000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanık hakkında mağdurlar …, …, …, …, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, suç failinin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını belirttiği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırmasının gerekli olması, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından veya kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini ilgili kamu görevlisi olarak tanıtmanın atılı suçu oluşturmayacağından hareketle, sanığın belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin, bakanlıklarda tanıdığı olduğunu söyleyerek mağdurları işe girdireceğini söylemesi nedeniyle, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 157/1.maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 158/2.maddesi gereğince uygulama yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
BbSanığın, katılanlardan değişik zamanlarda değişik bahanelerle para alması şeklindeki her bir katılana yönelik eylemi nedeniyle TCK’nın 43.maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği halde uygulanmaması,
c)Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince, sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının gözetilmesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.