Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/11409 E. 2015/24397 K. 28.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11409
KARAR NO : 2015/24397
KARAR TARİHİ : 28.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın, 17.11.2011 tarihinde … Adliye binasının ikinci katında yürürken burada hakim olarak görev yapan müşteki … ile karşılaştığı, müşteki … sanığın hareketlerinden kuşkulanıp sanığa neden öğle arasında adliyede dolaştığını, öğleden sonra adliyeye gelmesi gerektiğini söylediği, müşteki Bayram’ın adliyeden çıkmak için birinci kata indiği sırada sanık İsmail’in de kendisinin peşinden alt kata inmesi üzerine müşteki … Kangal Adliyesinde emniyet bekçisi olarak görev yapan tanık …’i yanına çağırıp sanığı adliyeden çıkarmasını söylediği, müşteki … adliyeden çıkarken sanığın müşteki Bayram’ı kastederek “ben gabardan geldim, sen benim kim olduğumu biliyormusun, seni buradan sürdürürüm“ dediği, bu sözleri duyan tanık … de sanığı … İlçe Emniyet Amirliğine ihbar ettiği, akabinde sanığın … Cumhuriyet savcısı …’ın talimatına binaen kolluk güçlerince yakalanıp hakkında işlem yapılmak üzere emniyet amirliğine getirildiği, sanığın ifade veremeyecek kadar alkollü olması nedeniyle nöbetçi memur odasında bekletildiği sırada “savcının a…na koyayım, beni buraya atan hakimin a…na koyayım, onu buradan sürdüreceğim, siz dümbüksünüz, siz polisler ben buradan çıkarsam göreceksiniz, size kurşun sıkmak benim için hak oldu, siz polislere, hakime, savcıya … dar edeceğim“ diyerek müştekiler , … ve … İlçe Emniyet Amirliğinde görevli polis memurları …., …. ve … hakaret edip tehditte bulunduğu, bu durumun kolluk güçleri tarafından Nöbetçi Cumhuriyet savcısı müşteki … bildirilmesi üzerine sanığın müşteki …. talimatıyla göz altına alındığı, bu duruma sinirlenen sanığın nezarethane içinde de yine aynı şekilde hareket ve tehdit eylemlerine devam ettiği, daha sonra nezarethanenin demir parmaklıklarına vurarak parmaklıkların bağlantılı olduğu duvarın sıvasına zarar verdiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı kamu malına zarar verme, tehdit ve hakaret suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelemesinde;
O yer Cumhuriyet savcısının, 10/05/2012 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’nın 310/3 maddesinde belirlenen bir aylık süre geçtikten sonra 04/07/2012 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE
2- Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMUK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
3- Sanık hakkında katılan …’a yönelik basit tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
4- Sanık hakkında katılanlar … ve …’a yönelik basit tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın, katılan … basit olarak tehdit etmesi nedeniyle hakkında işlem yapılmak üzere emniyete getirilip nöbetçi memurun odasında bekletildiği sırada“ beni buraya atan hakimi buradan sürdüreceğim, siz dümbüksünüz, siz polisler ben buradan çıkarsam göreceksiniz, size kurşun sıkmak benim için hak oldu, siz polislere, hakime, savcıya … dar edeceğim “ şeklinde sözler söylemekten ibaret eyleminin TCK’nın 106/1-1 cümle, 43/1. maddeleri kapsamında zincirleme şeklinde tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Sanık hakkında katılanlar … ve … ile müştekiler …, … ve … yönelik hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
a-) Sanığın, hakkında işlem yapılmak amacıyla emniyet müdürlüğünde bekletildiği sırada “ savcının a…na koyayım, beni buraya atan hakimin a…na koyayım” diyerek görevli polislere hitaben “siz dümbüksünüz” şeklinde söz söylemesinden ibaret eyleminin TCK’nın 125/3-a, 43/1 .maddeleri kapsamında zincirleme şeklinde bir tek hakaret suçunu oluşturduğu halde katılan … ve … ile müştekiler …, … ve … yönelik olarak iki kez zincirleme şeklinde hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
b-) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 125/3-a maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası temel ceza olarak belirlenip TCK’nın 125/4. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım yapıldıktan sonra aynı yasanın 43/1-2. maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılırken 1 yıl 5 ay 15 gün yerine 1 yıl 5 ay 11 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanığa eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 28.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.