Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/12159 E. 2015/24621 K. 30.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12159
KARAR NO : 2015/24621
KARAR TARİHİ : 30.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanık ile katılanlar arasında ev alım satımından dolayı husumet bulunduğu, bu çerçevede sanıkla katılanların önce tartıştıkları, akabinde sanığın katılan …’a “sizi buraya gömeceğim“ dediği, daha sonra da katılanlara ait dairenin kapısına vurup kapıyla duvarın birleştiği yerdeki alçı parçalarının yerinden çıkmasına neden olarak zarar verdiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı mala zarar verme ve tehdit suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık hakkında katılan …’a yönelik tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın, katılan Şükran’ı tehdit ettiğine ilişkin delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Katılanların aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, sanığın evlerinin kapısına tekme atarak zarar verdiklerini beyan etmeleri, sanığın katılanlara ait evin önüne gelerek konuşmak amacıyla kapılarına eliyle vurduğunu belirtmesi, 17.07.2011 tarihli görgü tespit tutanağı içeriğine göre, suça konu kapı ile duvarın birleştiği yerdeki alçının zarar gördüğünün tespit edilmesi ve sanığa atılı mala zarar verme suçunun genel kasıtla işlenebileceğinin anlaşılması karşısında, eylemin sübuta erdiği ve müsnet suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.