Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/12536 E. 2014/17207 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12536
KARAR NO : 2014/17207
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

Tebliğname No : KYB – 2014/183108

Dolandırıcılık suçundan şüpheliler Z.. K.., F.. E.., S.. G.., A.. K.. ve Gönül isimli kişi haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/07/2013 tarihli ve 2013/27366 soruşturma, 2013/16133 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2013 tarihli ve 2013/1145 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/05/2014 gün ve 2014-9309/31694 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/05/2014 gün ve 2014/183108 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin, şüphelilerin dolandırıcılık yaptığı iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında sorunun hukuki ihtilaf mahiyetinde bulunduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, müşteki tarafından öne sürülen iddia ile ilgili olarak şüphelilerin savunmasının alınması, tanıkların dinlenmesi, olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmesi karşısında, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06/12/2013 tarih ve 2013/1145 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 27/10/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.