YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14519
KARAR NO : 2014/17133
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2013/144111
MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2012/736 (E) ve 2013/179 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın dolandırıcılık eylemin nedeni ile Asliye Ceza Mahkemesi ile Ağır ceza Mahkemesi arasında hilenin gazeteye ilan vermek şeklinde gerçekleştiği konusunda doğan olumsuz görev uyuşmazlığının Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28.02.2012 tarih, 2012/987 esas ve 2012/1178 karar sayılı ilamı ile çözülüp Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı kaldırılmış ise de, somut olayda; gazete ilanından sonra sanığın sahte kimlik kullanarak suça konu aracı noter sözleşmesi ile satmak isterken yakalanması karşısında, dolandırıcılık suçunun bu kısmında kullanılan hileye hasren yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Kim olduğu tespit edilmeyen ve sanık olarak görünüp beraat ettirilen M.. B.. isimli sanığın kimlik bilgilerini kullanarak katılan A.. Ç..’dan suça konu . . . plaka sayılı aracı kiralayan şahsın, daha sonra sanık C.. O.. ile anlaşarak aracı başka birisine satmaya karar verdikleri, 07.09.2010 tarihinde ilan verdikleri Y. A. Gazetesi vasıtasıyla kendilerine ulaşan şikayetçi D.. Ş..’ya aracı gösterip pazarlık yaptıkları, sanık C.. O..’un A.. Ç.. adına tamamen sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanını kullanıp, noterde aracın devrini yaparken yakalandığının kabul edildiği somut olayda; sanığın nüfus idarisinin maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanını sahte olarak düzenleyip gerçekleştirdiği eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen “Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.