YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14528
KARAR NO : 2014/17142
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2013/153572
MAHKEMESİ : Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/03/2013
NUMARASI : 2012/135 (E) ve 2013/61 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, araç kiralama işi ile uğraşan R.. T..’dan trafik sicil kaydına göre şikayetçi S.. K.. adına kayıtlı olup haricen N.. E.. isimli şahsın satın aldığı ve R.. T..’ya işyerinde kiralaması için bıraktığı … plaka sayılı aracı katılan E.. A..’in kimlik bilgileri kullanılarak tamamen sahte olarak
üretilmiş sürücü belgesini ibraz ederek kiraladığı, daha sonra ise aracın ruhsat sahibi olan S.. K..’un kimlik bilgileri kullanılarak tamamen sahte olarak üretilmiş nüfus cüzdanı ile katılan C.. A..’a satmak üzere Serik 4. Noterliği’nde araç satış sözleşmesi düzenlettirdiği, tanık olarak dinlenen noter kâtibi Ö.. G..’in sanığın tavırlarından şüphelenmesi üzerine kimliği ile ilgili bazı sorular sorduğu, sanığın telaşlanarak noteri terk ettiği somut olayda;
Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olarak; iddianame anlatımına göre sahte olarak düzenlenen sürücü belgesi ile kimlik belgesine yönelik zincirleme olarak resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğu gerekçesi ile dava açıldığı, suça konu belgeler ele geçirilmediği için aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı tespit edilmediği için sanık hakkında bu suçlardan beraat kararı verilmesi gerekirken, iddianamede dava konusu yapılmayan noter araç satış belgesi ile ilgili olarak basit sahtecilik suçunun oluştuğu gerekçesi ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de; Noter senedinin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 204/3 maddesine vücut verdiğinin gözetilmemesi,
Dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak; sanığın, katılan E.. A.. adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ile diğer katılan R.. T..’dan suça konu aracı kiralaması şeklindeki eylemi ile aracı Serik 4. Noterliği’nde katılan C.. A..’a satmak şeklindeki eylemi sırasında nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından olan kimlik belgesi kullanması karşısında eyleminin TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun temel şekliyle cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.