YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15315
KARAR NO : 2014/19921
KARAR TARİHİ : 27.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının,kıyafetlerinin,taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’in, katılanı uzun zamandır tanıdığı ve bir süre evinde kiracı olarak oturduğu, sanığın katılana ait kimlik fotokopisini ele geçirerek katılanın kimlik bilgilerinin yer aldığı ancak kendi resminin bulunduğu sahte nüfus cüzdanı düzenlediği ve bu nüfus cüzdanı ile Hatay 3. Noterliğine müracaat ederek kendi adına taşınmaz satışı yetkisi veren 16.10.2009 tarih ve 16079 yevmiye nolu vekaletnameyi düzenlettiği ve 02.11.2009 tarihinde bu vekaletnameyi kullanarak katılan adına tapuda kayıtlı olan Antakya İlçesi … Köyü 2329 parsel sayılı taşınmazı emlakçı olan sanık … vasıtasıyla sanıklar … ve sanıklar …’ya vekaleten sanık …’a 600. 000 TL bedelle sattığı, akabinde sanıklar …, ‘nın da suça konu taşınmazı diğer sanık …’a sattıkları, bu şekilde sanıklar …,ve …’ın temyiz dışı sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek hileli hareketlerle haksiz menfaat temin etmek suretiyle üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilen ve usulüne uygun olarak 27.02.2013 tarihinde tebliğ olunan 20.11.2012 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 29.04.2013 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıkların, temyiz dışı sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde olduklarına ve daha önceden tanıştıklarına dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 27.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.