YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15380
KARAR NO : 2014/15694
KARAR TARİHİ : 29.09.2014
Tebliğname No : 9 – 2011/356361
MAHKEMESİ : Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/07/2011
NUMARASI : 2009/1099 (E) ve 2011/737 (K)
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz talebinin kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümle sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Havaalanı pistinde dolaştığı belirlenen sanığın, işlem yapılmak üzere şubeye götürüldüğü sırada Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na hakaretlerde bulunduğu, daha sonra görevlilerce yapılan incelemede, sanığın, havaalanına ait 12 adet Localizer anteninden 9 adedini kırdığı ve pist ışıklarına zarar verdiğinin tespit edildiği somut olayda; sanık hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 19.07.2010 tarih ve 2598 sayılı sağlık kurulu raporunda, sanıkta herhangi bir akıl hastalığı veya zayıflığı tespit edilmemiş olmasına rağmen, olay anında ceza ehliyetini etkileyecek mahiyet ve derecede olan eksitatif bir tablo içerisinde olduğunun tespit edilmesi nedeniyle üzerine atılı hakaret ve mala zarar verme suçlarına ilişkin olarak ceza ehliyetinin bulunmadığının belirtilmiş olması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından sanığın 5237 sayılı TCK’nın 32/1. maddesi gereğince ceza sorumluluğunu etkileyecek derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu’ndan yeniden rapor aldırılmasının sağlanmasından sonra hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.