Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/16185 E. 2014/15353 K. 23.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16185
KARAR NO : 2014/15353
KARAR TARİHİ : 23.09.2014

Tebliğname No : 15 – 2013/106040
MAHKEMESİ : İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/11/2012
NUMARASI : 2012/193 (E) ve 2012/1621 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Şikayetçi tarafından temizlenmesi için kontak anahtarı ile birlikte sanığın oto yıkamacılığı yaptığı iş yerinde, sanığa teslim edilen aracın, sanık tarafından alınıp götürüldüğü, şikayetçinin şikayetçi üzerine yapılan soruşturma sırasında, sanığın Z..Y.. adına düzenlenmiş sahte kimlikle arkadaşı M.. E.. ve suça konu araçla birlikte başka bir hırsızlık eylemi nedeni ile yakalandığı somut olayda, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5271 sayılı CMK’nın 231/11. fıkrasındaki ” Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” hükmüne aykırı olarak açıklanması geri bırakılan hükümde TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına rağmen açıklanan hükümde uygulanmayarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 155/2 maddesi yerine aynı kanunun 142/1-b maddesinin yazılması,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.