YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17607
KARAR NO : 2014/15595
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır.
Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Kardeş olan sanıkların Marmaris ilçesinde bulunan bir restaurantı birlikte işlettikleri sırada, sanık … ile katılanın arkadaş oldukları, sanık …’nin restorantın 1 yıllık işletme hakkını katılan ile sanık …’ye devri konusunda katılan ile anlaşarak 04/04/2005 tarihli sözleşmeyi imzaladıkları ve katılanın devir ücreti olarak 51.800 ingiliz sterlini parayı sanık …’nin banka hesabına havale ettiği, ancak sanıkların katılanı ortağı olduğu restauranta sokmayıp, restaurantın gelirinden pay vermeyerek dolandırıcılık suçunu; sanık …’nin katılana hitaben ingilizce kelimelerle “s…. git, ihtiyar orospu, pazarlık yapmak benimle işe yaramaz, sana verecek bir şeyim yok, senin hayatının a…. koyacağım, sahip oldukların kadar sana verdim, umarım nakitin vardır ve öl” şeklinde mesajlar göndermek suretiyle sanık …’nin tehdit ve hakaret suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık müdafiinin zımni kabulü karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır.
1-Sanıklar … ile … hakkında dolandırıcılık suçundan, sanık … hakkında ise ayrıca tehdit suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan tarafından sanık …’nin banka hesabına havale edilen paranın 04/04/2005 tarihli taraflar arasındaki devir sözleşmesine istinaden gönderildiği, paranın ödenmesinden sonra katılanın fiili olarak restauranta alınmaması ve restaurantın gelirinden pay verilmemesi iddiasının hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, bu hususta katılan tarafından asliye hukuk mahkemesine açılmış bir davanın bulunduğu ve bu nedenlerle dolandırıcılık suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı;
Sanık … tarafından katılanın telefonuna mesaj olarak gönderildiği 25/10/2005 tarihli mesaj tespit tutanağı ile anlaşılan “s…. git, ihtiyar o…pu, pazarlık yapmak benimle işe yaramaz, sana verecek bir şeyim yok, senin hayatının a…. koyacağım, sahip oldukların kadar sana verdim umarım nakitin vardır ve öl” içerikli sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu, tehdit suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hakaret suçundan gerekçe gösterilmek suretiyle seçenek cezalardan hapis cezası tercih edilmesine rağmen TCK’nın 50. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olarak hapis cezasının para cezasına çevrilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.