YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/177
KARAR NO : 2015/20856
KARAR TARİHİ : 18.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, … ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur … ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılana sinkaflı sözler içerir birden fazla telefon iletisi gönderdiği, ayrıca katılanın evinde bulunan pencere camını kırdığı ve bu şekilde hakaret ve mala zarar verme suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın … Asliye Ceza Mahkemesince istinabe suretiyle alınan savunmasını içerir duruşma tutanağında sabıkalı olduğunun belirtilmesi karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/3-153 Esas, 2012/179 Karar ve 11.09.2008 tarihli kararına göre sabıkalı olduğunu bilen sanığa ek savunma hakkı verilmemesinin bozma nedeni olmayacağı da gözetilerek tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak
1- Mala zarar verme suçundan kurulan hükümde; kısa kararda ve gerekçeli karada uygulama maddesinin TCK’nın 151/1 yerine 265/1,2 olarak gösterilmesi,
2- Hakaret suçundan kurulan hükümde; 5237 sayılı TCK’nın 125/1,2 maddesi gereğince 3 ay olarak tayin edilen temel cezada aynı Kanun’un 43/1. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılırken “3 ay 22 gün” yerine “4 ay” fazla ceza belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında mala zarar verme suçuna ilişkin hükmün birinci fıkrasında yer alan “265/1-2” ifadesinin çıkarılarak yerine “151/1” ifadesi eklenilerek, gene sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin 2. fıkrasında yer alan “4 ay” ifadesinin çıkarılarak yerine “3 ay 22 gün” ifadesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.