Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/18731 E. 2014/17990 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18731
KARAR NO : 2014/17990
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

Tebliğname No : KD – 2010/344386

Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık Z.. T..’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesi gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11/03/2010 tarihli ve 2009/203 esas, 2010/57 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/01/2013 gün ve 2010/344386 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 08/09/2014 gün ve 2013/348 Esas 2014/14044 sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 08/09/2014 gün ve 2013/348 Esas, 2014/14044 Karar sayılı ilamının, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2010 tarihli ve 2009/203 Esas, 2010/57 Karar sayılı kararı ile “Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan dolayı verilmiş olan mahkumiyet hükmünün bozulmasına ilişkin kısmında yer alan,
“24.02.2004 tarihli iddianameyle sadece dolandırıcılık suçundan dava açılmış olup ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.1997 tarih ve 88/147 sayılı ve benzer kararlarında da açıklandığı üzere; bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olaydan da dava açıldığını göstermeyeceği cihetle, iddianamede dolandırıcılık olarak nitelendirilen fiilin dışına çıkılmak suretiyle verilen görevsizlik kararına dayanılarak dava açılmayan resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine aykırı davranılması,…” şeklindeki bölümünün KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Sanık Zeki’nin temyiz dışı sanık Uğur’a, aralarında yaptıkları ticari bir alış veriş nedeni ile, keşidecisi T. İnşaat Sanayi Turizm Ticaret Ltd. Şti. olan, 30/07/2007 ve 28/07/2007 keşide tarihli, 3.200 TL ile 2.700 TL bedelli iki adet çek verdiği, temyiz dışı sanık Uğur’un söz konusu çekleri banka şubesine ibraz ettiğinde çeklerin seri numaraları ve hesap numaraları üzerinde silinti yapılarak yeni numaralar yazılmış şekilde sahte olarak düzenlendiğinin tespit edildiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararına ilişkin temyiz incelemesinde,
24.02.2004 günlü iddianameyle sadece resmi belgede sahtecilik suçundan dava açılmış olup ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.1997 gün ve 88/147 sayılı ve benzer kararlarında da açıklandığı üzere; bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olaydan da dava açıldığını göstermeyeceği cihetle, iddianamede resmi belgede sahtecilik olarak nitelendirilen fiilin dışına çıkılmak suretiyle verilen görevsizlik kararına dayanılarak dava açılmayan dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nIn 225. maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 tarih ve 2010/11-98-143 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olduğundan hareketle; somut olayda, suça konu çeklerin aynı anda ciro edilerek teslim edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin koşulları oluşmadığı halde, sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.