Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/19563 E. 2014/18904 K. 17.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19563
KARAR NO : 2014/18904
KARAR TARİHİ : 17.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik bir itiraz bulunmadığı dikkate alınarak, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararıyla sınırlı olarak yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun
zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ün, 19/01/2009 tarihinde annesi … adına düzenlenen sağlık raporu, pataloji raporu, reçete ve sağlık karnesi ile müştekinin işlettiği eczaneye gelerek reçetede yazılı üç adet kanser hastalığı ilacı almak istediğini söylediği, bu ilaçların maliyetinin 12.840,60 TL olduğu, eczanede kalfa olarak çalışan tanık …’un, ilaçların eczanede bulunmadığını, temin edip kendisine haber vereceğini söylediği, tanığın, sanığın telefon numarasını almasından sonra sanığın eczaneden ayrıldığı, daha sonra ilaçların temin edilerek sanığa aynı gün teslim edildiği, sanığın ilaçları teslim aldığına ilişkin adını, soyadını ve telefon numarasını yazdığı, ad ve soyadının yanına da …’ün eşi olduğunu belirtir bir ibareyi de yazdığı, sahte belgelerle eczaneden ilaç almayı başaran sanık …’in, 05/02/2009 tarihinde diğer sanık … ile birlikte aynı eczaneye geldikleri, bu kez … isimli kişi adına düzenlenmiş sahte reçete, katılım payından muafiyet raporu, patoloji raporu ve sağlık karnesi ile üç adet kanser ilacı daha almak istediklerini söyledikleri, sanık …’ün bir hafta önce de kanser ilacı alması nedeniyle eczane çalışanlarının durumdan şüphelendikleri ve sanıklara reçetede yazılı bulunan ilaçların olmadığını, temin edip haber vereceklerini söyledikleri, eczane çalışanı tanık …’ın sanık …’ten telefon numarasını ve reçeteleri aldığı, raporlardan şüphelendikleri için eczanede çalışan bir kişiyi raporların teyidi için ilgili hastaneye gönderdikleri, yapılan incelemede, raporların ve reçetelerin hastanede kayıtlı olmadığı ve sahte olduğunun anlaşılması üzerine, müştekinin durumu emniyete bildirerek gerekli tertibatın alındığı, ertesi gün sanık …’ın, ilaçları almak üzere eczaneye geldiğinde yakalandığı, sanık …’ın yapılan üst aramasında, üzerinde “Dr. …D.Ü.T.F. Genel Cerrahi A.B.D. Dip.No:…” yazılı kaşe basılı olan çok sayıda boş reçete, mühür, raporlar, patoloji raporları, barkotlar, yeşil kartlar, sağlık karneleri, ilaç küpürleri ve kaşeler ele geçirildiği, alınan bilirkişi raporuna göre, reçetelerde yer alan imzaların adı geçen doktorlara ait olmadığının belirlendiği, böylece sanıkların kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, 06/02/2009 tarihinde diğer sanıkla birlikte eczaneye gidip sahte belgeleri eczaneye ibraz etmesine rağmen, 19/01/2009 tarihindeki eyleme iştirak ettiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi bu hususta delil bulunmadığı dikkate alınarak ve 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde, 765 sayılı Kanun’un 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında, aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulama olanağı bulunmadığı, sanığın, sahte oluşturulmuş reçete ve diğer belgeleri düzenleyip kullanması eyleminde, sahte belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair dair yeterli delil bulunmadığı ve bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
3-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Sanığın, 19/01/2009 tarihinde, annesi … adına sahte reçete ve raporlar tanzim ederek ilgili eczaneye sunmak suretiyle eczaneden ilaç aldığı, aynı sanığın bu kez diğer sanık …’la birlikte 05/02/2009 tarihinde eczaneye gelip … adına düzenlenen sahte reçete ve raporları eczaneye sunarak ilaç almaya çalışırken yakalandığı, alınan ilaçlar eczane tarafından henüz kuruma fatura edilmeden durumun ortaya çıktığı dikkate alınarak, sanığın, 19/01/2009 ve 05/02/2009 tarihlerindeki eylemleri nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, 35. maddeleri gereğince, kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamında kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hüküm kurulması,
b-Sanığın, 19/01/2009 ve 05/02/2009 tarihlerinde olmak üzere, aynı eczaneye farklı sahte belgeleri değişik zamanlarda ibraz ederek kurumu dolandırmaya teşebbüs ettiği dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmeye çalıştığının anlaşılması karşısında, gerekçede belirtilmesine rağmen, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.