Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/19630 E. 2014/21233 K. 15.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19630
KARAR NO : 2014/21233
KARAR TARİHİ : 15.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, iftira, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Şikayetçi …’ya ait Türkiye İş Bankası… Şubesi’nden verilen …Ticaret Ltd. Şirketine ait boş çek yaprağının 13/11/2012 tarihinde çalındığı, sanık tarafından bir şekilde ele geçirilen suça konu çekin keşideci ve 1. ciranta imzaları tamamlandıktan sonra katılan …Ticaret A.Ş. adına sahte kaşe oluşturulup 2. ciranta imzası da sahte atılarak dava konusu sahte çekin tanzim edildiği, olay tarihinden önce de benzer yöntemle dolandırılan katılan …’ı arayan arkadaşı …’in … firmasına ait çek ile et istendiğini, kendisinde bulunmadığını belirtip arayan şahsın telefon numarasını katılan …’a verdiği, katılan …’ın kendisine verilen 0507 423 74 75 numaralı telefondan et siparişi isteyen sahsı aradığında bu kişinin kendisini … olarak tanıttığı ve 500 kg eti kilogramı 21 TL’den olmak üzere satın alma konusunda anlaştıkları, anlaşma gereği et bedelinin suça konu çek ile ödenmesi teklifinin katılan tarafından kabul edildiği, 03/12/2012 günü aynı telefon ile suça konu etlerin teslimi ve satış bedelinin ödenmesi için yer belirlendiği, … isimli şahsın etleri teslim almaya kendisinin gelemeyeceği için firma elemanı göndereceğini beyan ettiği, katılanın son olaydan 7-8 ay önce aynı yöntem ile dolandırılması nedeniyle sipariş verenlerin aynı kişiler olması ihtimaline binaen şüphelenip jandarmayı durumdan haberdar ettiği, nakliye hususunda anlaştığı tanık İhsan’ın aracı ile etleri almak için gelen sanığın, etler araca yüklendikten sonra, suça konu çeki katılan …’a verdiği, sonrasında Jandarma tarafından yakalandığı, sanığın mağdur …’in kimlik bilgilerin göre hazırlanmış sahte sürücü belgesini kullanarak kendisini …olarak beyan ederek kolluk aşamasındaki işlemlerde bu kimlikle ifadesinin alındığı ve işlemler yaptırdığı sonrasında kolluk tarafından yapılan araştırmada sürücü belgesinin sahte olduğunun anlaşıldığı ve sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği, katılan …ile irtibat kurduğu… numaralı hattını da mağdur …’ün kimlik fotokopisine kendi resmini yapıştırıp fotokopi yoluyla çoğalttıktan sonra, bu fotokopiyi ibraz ederek hattı çıkarttığının anlaşıldığı olayda, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, iftira ve özel belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.