Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/21797 E. 2015/549 K. 15.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/21797
KARAR NO : 2015/549
KARAR TARİHİ : 15.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanığın,… Caddesi’ne doğru yürüyen katılanın yanına gidip,…’nde çalıştığını söyleyerek sohbete başladığı, katılana güven telkin etmek için kendisini eczaneden alış veriş yapması nedeni ile tanıdığını söyleyip samimiyet kurduğu, bir süre sonra kayınvalidesinin ölmesi nedeni ile hayır yapacaklarından bahsederek kendisine 2.000,00 TL vermeleri halinde bunu köyündeki fakirlere dağıtıp dağıtamayacağını sorduğu, girdikleri ara sokakta kim olduğu tespit edilmeyen bir şahısla bulaşan sanık ve katılanının bir apartmanın önüne geldikleri, sanığın katılana 2.000,00 TL para verdiği, bu paranın içki içenlere dağıtılmaması, namazında niyazında olan kişilere verilmesi gerektiğini söyledikleri, daha sonra katılanın kendi paralarını vermesini, bunları da yukarıdaki hocaya okutup getireceklerini söyledikleri, kimliği tespit edilmeyen şahsın katılanın cebinden çıkan paraları da 2.000,00 TL’nin içerisine katarak apartmandan içeriye girdiği, sanığın ise bir süre katılanın yanında bekleyip üçüncü kata çıkıp okunmuş paralarını almasını söylediği, katılanın apartmana girip dairelerde oturanlarla konuştuğunda dolandırıldığını anladığı somut olayda; katılanın anlatımı, sanığı gerek hazır bulunduğu duruşmada gerekse soruşturma aşamasında fotoğraflarından teşhis etmiş olması karşısında dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duyguları aldatma aracı olarak kötüye kullanıp hile ile haksız bir yarar sağlayan sanığın eyleminin TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde TCK’nın 141/1 maddesi gereğince mahkûmiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 15.01.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.