YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22550
KARAR NO : 2015/577
KARAR TARİHİ : 19.01.2015
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f-son, 35/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis ve 65.000.00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair …. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/04/2013 tarihli ve 2010/404 esas, 2013/178 sayılı karar aleyhine Yüksek…. Bakanlığınca verilen 27/10/2014 tarih ve 2014/18331/63309 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/11/2014 tarih ve 2014/364229 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.03.1998 tarih ve 1998/6/8-69 sayılı kararı ile Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 13/03/2014 tarihli ve 2012/10255 esas, 2014/4766 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmadığı, somut olayımızda müştekinin … ilinde bulunan inşaatına götürülmek üzere teslim ettiği inşaat malzemelerinin sanık tarafından …ili .. ilçesine götürülerek başka bir şahsa satılması sebebiyle başlatılan soruşturma sırasında sanığın müştekiye iki adet sahte çek vermek şeklinde olan eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanığın ağustos 2008 tarihinde katılana ait inşaat malzemelerinin nakliyesini yaparken, katılana teslim etmeyerek başkalarına satarak işlediği iddia olunan güveni kötüye kullanma eylemi sonrası soruşturma sırasında, zarara karşılık sanık tarafından dolandırıcılık suçuna konu iki adet çekin katılana verilmesi ve ödeme için ibraz edildiğinde bu çeklerin sahte olarak oluşturulduğunun anlaşılması ve önceden doğan borca karşılık sahte çek verilmesinde dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağının anlaşılması karşısında,
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden . Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.2008 tarih 2008/93 esas, 2008/590 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4. fıkrasının d bendi uyarınca BOZULMASINA, sanığın dolandırıcılık suçundan BERAATİNE, dolandırıcılık suçundan tayin edilen ceza uygulamasının hükümden ÇIKARTILMASINA, bu suçtan verilen cezanın çektirilmemesine, karardaki diğer hususların aynen korunmasına, 19.01.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.