Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/23345 E. 2015/26958 K. 17.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/23345
KARAR NO : 2015/26958
KARAR TARİHİ : 17.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yaralama, mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılan sanık … ile …’ın…. Belediyesine ait …. Otel’de masörlük yaptıkları ve çalıştıkları masör odalarının birbiriyle sınır olduğu, sanık …’ün …. isimli belediyeye ait şirkette ücretli olarak çalışıp masörlük yaptığı, …’ın ise otel idaresinden kiralamış olduğu masör odasında kiracı sıfatıyla masörlük faaliyeti yaptığı, katılan sanık …’ın …. Otel’den kiralamış olduğu masör odasının bir kısmını yine otel yönetiminin müsadesiyle diğer sanık …’ün haksız şekilde işgal ederek kullandığı, bu nedenle katılan sanıklar arasında ihtilaf ve husumet bulunduğu, katılan sanık …’ın …. Otel’deki masör odasına diğer sanık …’den sonra geldiği, geldiğinde kendisine ait masör odasının camının kırılmış olduğunu gördüğü, aralarında olay öncesine dayanan uyuşmazlık nedeniyle kendi iş yerinin camını sanık …’ün kırmış olduğunu düşünerek dışarıda cep telefonu ile konuşan …’ün yanına gittiği burada …. ‘ye hitaben camı sen mi kırdın diye söyleyip vurmak istediği, ayrıca …’e hitaben tanık … ‘nın beyanına göre ” senin ananı avradını sinkaf ederim” şeklinde hakaret ettiği, … ‘ün kendisini koruduğu ve olay yerinden kaçarak kendi masör odasına gittiği, sanık …’ın park halinde bulunan aracına giderek aracında bulunan sopayı alarak …’ün masör odasının kapısını tekmelemek suretiyle kırıp zarar vererek açtığı ve …’e elindeki sopayla vurup yaraladığı somut olayda;
1-Sanık … hakkında kasten yaralama ve hakaret suçları nedeniyle kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda katılanın tazminat talebi olmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen hakaret suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek kayden sabıkasız olan ve 07.10.2011 tarihli celsede “mahkumiyet kararı verilmesi halinde CMK’nın 231.maddesinin uygulanmasını” isteyen sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde zarar giderilmediğinden bahisle CMK’nın 231. maddesinin uygulanmaması, aynı şekilde kasten yaralama suçunda dosyaya yansıyan, ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunup bulunmadığının taraflardan sorulup bir saptama yapılmadan ve manevi zarar ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanığın işlemiş olduğu kasten yaralama eylemlerinden dolayı “mağdurun zararının giderilmemiş olması” biçimindeki yetersiz gerekçe ile CMK.nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Katılan sanık …’in ve katılan sanık …’nin, üzerlerine atılı mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık …’nin Emin’e karşı mala zarar verme suçunu işlediğine yönelik savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı ile katılan sanık …’in Veysi’ye karşı mala zarar verme suçunu işlediğinin tanık beyanı ve olay tutanağıyla sabit olması nedeniyle verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.