Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/23622 E. 2015/187 K. 13.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/23622
KARAR NO : 2015/187
KARAR TARİHİ : 13.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum
veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; şikayetçi …’e ait… plaka sayılı Ford Mondeo marka aracı satması için şikayetçinin akrabası olan …’a bıraktığı, sanığın şikayetçiyi arayarak aracı almak istediğini beyan ettiği, 12.000 TL karşılığı aracın satımı konusunda anlaştıkları, sanığın görüşme ve alışveriş sırasında kendisini … olarak tanıttığı, sahte olarak tanzim edilen … adına düzenlenmiş nüfus cüzdan sureti ile sürücü belgesi suretini şikayetçiye verdiği, aracın bedeline karşılık 400 TL kaparo verdiği, kalan 11,600 TL içinde … adına tanzim ettiği, senedi şikayetçiye bırakarak aracı servise götürmek bahanesiyle ayrıldığı, sanığın söz konusu aracı ruhsat sahibi … adına sahte belge tanzim etmek suretiyle … Noterliğinde resmi satım yapmak suretiyle …’a 6000 TL sattığı, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmakla, mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
1-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sanığın araç satımı için yapılan pazarlık esnasında güven telkin etmek için … adına düzenlenmiş olan nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini kullandığı, bu belgelerin aslının dosya kapsamında ele geçirilemediği, dosya içerisinde fotokopilerinin mevcut olduğu, iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı belirlenemediği, kimlik üzerinde herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığının anlaşıldığı, ancak sanığın aynı nitelikte başka bir olay sırasında … ilinde yakalandığında üzerinde sahte düzenlenmiş kimlik ve sürücü belgesinin ele geçtiği yakalama tutanağından anlaşılmakla maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılabilmesi için suça konu kimlik aslının ve sürücü belgesinin duruşmaya getirtilip

incelenerek iğfal kabiliyetine sahip olup olmadığı yönünde tespit yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde eksik araştırma ila hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.