YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/24282
KARAR NO : 2015/71
KARAR TARİHİ : 12.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari
ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sabuncuoğulları Gıda Limited Şirketi’nin yetkilisi olan sanık Mustafa Serdar’ın, 03.11.2004 tarihinde kurulan ve şikayetçi …’nın temsil ve ilzama yetkili olduğu Som Grup Gıda Limited Şirketiyle 19.01.2006 tarihine kadar ortaklık yaptığı, bu tarihten sonra sanığın Som Grup Gıda şirketindeki hisselerini şikayetçiye devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ancak sanığın yetkilisi olduğu Sabuncuoğulları şirketinin mali durumu bozulunca ortaklık kurduğu Som Grup Gıda Şirketine ait çekleri usulsüz olarak ele geçirerek düzenlediği ve kendi şirketi adına ciro ettikten sonra kullandığı kredilere teminat olarak verdiği, somut olayda da, sanığın bir şekilde ele geçirdiği Som Grup Gıda şirketine ait çeki 25.12.2006 keşide tarihli, 38.500 TL bedelli halde keşide ettikten sonra çekin arkasına Sabuncuoğulları şirketi adına ciro ederek kullandığı finansal krediye karşılık katılan … Faktoring Hizmetleri A.Ş.’ye verdiği, kredi borcunu ödememesi üzerine katılan şirketin , şikayetçi …t aleyhine icra takibi başlattığı ve karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikayette bulunduğu, şikayetçi …t’un çekin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği ve daha önceki tarihte ilgili bankaya çekleri kaybettiğinden bahisle ödemeden men yasağı talimatı verdiği, bilirkişi raporuna göre de çekteki keşideci imzasının şikayetçi …t’a ait olmadığı, ancak çekin arka yüzündeki cironun sanığın eli ürünü olduğu, böylece sanığın sahte çek kullanarak kredi kullandığı ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; sanığın savunmasında, 2006 yılı başında şikayetçiyle ortaklılarını bitirmelerine rağmen ticari ilişkiye devam ettiklerini, suça konu çeki sattığı mallar karşılığında ileri tarihli keşide edilmiş halde aldıklarını, faturası olduğunu, üzeri dolu vaziyette muhasebecisine verildiğini, faktoring sözleşmesi gereğince de katılan şirkete verdiğini, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmesi ve bilirkişi raporuna göre çekteki keşideci imzasının sanığın eli ürünü olmadığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; sanığın yetkilisi olduğu Sabuncuoğulları şirketiyle, şikayetçinin yetkilisi olduğu Som Grup Gıda şirketinin muhasebe kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak suça
konu çeklerin ticari alışveriş karşılığında verilip verilmediğinin tespiti, suç tarihinde Sabuncuoğulları şirketinin muhasebe servisinde çalışan elemanlarının tanık olarak dinlenmesi, ayrıca suça konu çekin finansal kredi karşılığında katılan şirkete verilmesi nedeniyle önceden doğmuş borca karşılık verilip verilmediğinin tespiti bakımından katılan şirketten söz konusu kredinin niteliği sorularak çekin verilmesinden sonra hangi tarihlerde ne kadar kredi kullandırıldığına dair ayrıntılı hesap dökümünün getirtilerek incelenmesi ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.