YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/24382
KARAR NO : 2015/1633
KARAR TARİHİ : 02.02.2015
Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Dikili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/07/2014 tarihli ve 2014/962 soruşturma, 2014/646 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … Sulh Ceza Mahkemesinin 20/08/2014 tarihli ve 2014/189 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/12/2014 gün ve 2014/21557/72232 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2014 gün ve 2014/400991 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636 esas, 2007/9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde uyarınca “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delilerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar ve şüphelinin savunmasında senedi boş olarak aldığını daha sonra doldurduğunu beyan etmesi karşısında üzerine atılı suçu ile ilgili mevcut delillerin kamu davası açılması için yeterli olup delillerin takdirinin de davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu
gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosyanın incelenmesinde, bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Müştekinin sanıktan aldığı mallara karşılık açığa imzalı, miktar yazılı olmayan senedin sanık tarafından borç ödendiği halde anlaşmaya aykırı olarak 1.800 TL miktar yazılarak icra takibine konulduğunun iddia edildiği somut olayda, Yargıtay İctihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.03.1989 gün ve 1989/1 esas 1989/2 karar sayılı kararı gereğince sanığa yüklenen eylemin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında, borcun ödendiğinin ve senedin bedelsiz kaldığı hususlarının belge ile ispatının gerekmesine ve olayda da müştekinin belge ibraz etmemiş bulunmasına göre,…Cumhuriyet Savcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itirazın reddine dair … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20/08/2014 tarih ve 2014/189 D. İş sayılı kararının usul ve kanuna uygun olduğunun anlaşılması karşısında, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK 309.maddesi gereğince REDDİNE, 02/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.