Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/2791 E. 2015/109 K. 12.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2791
KARAR NO : 2015/109
KARAR TARİHİ : 12.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak
kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Nakliyeci olan şikayetçilerin …’e ait çam tomruklarını .. ilçesinden … ilçesinde faaliyet yürüten… Ürünleri Ticaret şirketine teslim etmek üzere 02.01.2009 tarihinde kamyonlarına yükledikleri, …’in şikayetçilerden, tonaj fazlası olması halinde kendisine yazılacak cezanın teminatı olmak üzere senet düzenlemelerini istediği, şikayetçilerin de suça konu senedi, rakamla değer gösteren hanesine 6.400,00 TL yazıp, isim ve adres kısımlarını da yazdıktan sonra imzalayıp …’e diğer bölümleri boş olacak şekilde verdikleri, şikayetçilerin sorunsuz bir şekilde çam tomruklarını ilgili adrese teslim etmeleri üzerine …’in, aldığı bu senedi şikayetçilere ulaştırmak üzere …’a teslim etmesi için …’a verdiği, …’ın ise senedi şikayetçilere iade etmeyerek rakamla değer gösteren bölümden farklı olarak yazıyla değer gösteren bölüme “…” yazmak ya da yazdırmak suretiyle tahrif ettikten sonra …’a verdiği,…’in de her iki şikayetçi aleyhine icra takibi başlattığının iddia olunduğu olayda;
Sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, suça konu senedi tanık Bülent’ten tamamen doldurulmuş vaziyette aldığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, şikâyetçilerin de soruşturma aşamasındaki beyanlarında, Hikmet Keskin’in senedi 64.000,00 TL olarak doldurduktan sonra sanığa verdiğini belirtmeleri, adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, suça konu senetteki yazı, rakam ve çizgilerin, kalem ucu kalibresi ve mürekkebin tonu bakımından aynı olan bir kalemle yazılıp imzalandığı, senetteki miktarın rakam olan kısmında mevcut 6.400,00 rakamları ile metin kısmındaki altmış dört bin yazılarında istiflenme, baskı özelliği gibi tanı unsurları yönünden sonradan yazıldığına dair ekleme bulgusunun bulunmadığı, rakam ve yazıların her birinin ayrı ayrı bir defada yazıldıkları, inceleme konusu senetteki miktar ve rakam kısmının yazılıp aynı kalemle mevcut hale getirilmiş olabileceği gibi, senetteki miktarların her birinin diğerine göre sehven farklı yazılmış olabileceği, mevcut bulgularla hangisinin önce yazılıp diğerinin sonra yazıldığı yönündeki tefrikin mevcut koşullarda mümkün olmadığının belirtilmiş
olması ve suça konu senetteki yazı ve rakamların sanığın eli ürünü olup olmadığı ya da kimin eli ürünü olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiğinin anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından suça konu senetteki yazı ve rakamların sanık ile temyiz dışı … ve şikâyetçiler ile beyanlarda isimleri geçen tanıklar… ve …’ın eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılması ile tanık… ile sanık arasında senet verilmesini gerektirecek nitelikte ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla … ile sanığa ait ticari defter, belge, muhasebe ve bilgisayar kayıtları ile faturaların getirtilerek sanığın savunmaları doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, yazılı şekilde eksik inceleme sonucunda karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.