Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/3407 E. 2014/4773 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3407
KARAR NO : 2014/4773
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

Tebliğname No : KYB – 2014/41434

Güveni kötüye kullanma suçundan sanık L.. M..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 3.700,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26/04/2013 tarihli ve 2011/983 esas, 2013/334 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’nca verilen 27.01.2014 gün ve 2013/2207/6627 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2014 gün ve 2014/41434 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 5 gün adlî para cezası verildikten sonra, aynı Kanun’un 50/1-a. maddesi gereğince hapis cezası adlî para cezasına çevrilip bu cezanın da doğrudan verilen 5 gün adlî para cezası ile toplanması sonucu ulaşılan 185 gün adlî para cezasının günlüğü 20,00 Türk lirasından hesaplanması sonucunda neticeten 3.700,00 Türk lirası adlî para cezası verildiği anlaşılmakla, her ne kadar 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun’un 105/A-4. maddesinde yer alan “Adlî para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlülerin yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanmalarında, hak ederek tahliye tarihi esas alınır.” şeklindeki düzenlemede hapisten çevirme adlî para cezası ile doğrudan verilen adlî para cezası arasında bir ayrım yapılmadığı, yine aynı Kanun’un 106/9. maddesinde 5729 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu “Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi saklı kalmak üzere” ibaresi madde metninden çıkarılması sonucu, hapisten çevirme adlî para cezası ile doğrudan verilen adlî para cezası arasında bir ayrım gözetilmemişse de, 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesi gereğince toplama işleminin sanık hakkındaki hükümler ayrı ayrı kesinleştikten sonra gerektiğinde infaz aşamasında yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.04.2013 tarih ve 2011/983 esas, 2013/334 sayılı kararın CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, mahkemenin kabul ve takdirine bağlı kalınıp bozma nedenine göre uygulama yapılarak, ceza tayinine ilişkin fıkranın hükümden çıkartılarak, “TCK’nın 155/1. maddesine göre 6 ay hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezası, 50/1-a madde ile bir günü 20 TL hesabıyla 3.600 TL ve 52/2. madde ile 5 gün bir günlüğü 20. TL hesabıyla 100.-TL adli para cezasına çevrilerek ayrı ayrı infazına” fıkrasının eklenmesine, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükümdeki diğer hususların aynen bırakılmasına, 17.03.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.