YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3409
KARAR NO : 2014/4772
KARAR TARİHİ : 17.03.2014
Tebliğname No : KYB – 2014/41796
Dolandırıcılık suçundan şüpheliler A.. B.., Y.. S.. B.., M.. B.., M.. Y.., A.. K.., Serhat Mut ve H.. Ş.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2012 tarihli ve 2011/63737 soruşturma, 2012/40764 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2012 tarihli ve 2012/2888 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/01/2014 gün ve 2013/2048/6379 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2014 gün ve 2014/41796 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin şüphelilerin eylemleri sebebiyle dolandırıldığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu şikâyetçiye çeklerin ticari ilişki sonucu verildiği, şüphelilerce içine düştükleri ekonomik imkansızlıklar nedeniyle zamanında karşılığının bankada hazır edilemediği, şüphelilerin dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiklerine dair delil ve emare bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şüphelilerden M.. Y.. tarafından soruşturma dosyasına ibraz edilen 27/12/2011 tarihli ikrar niteliğindeki yazılı beyanları karşısında, bahse konu şirketin ticari faaliyetinin olup olmadığı, faaliyet konuları, edinilen kazançlar, çek hesabı olan bankalardaki hesap hareketleri, söz konusu yazılı beyanda ismi geçen kişilerin beyanlarına başvurulup gerçekleştiği iddia edilen vakıaların doğruluğu araştırılması gerekirken, şikâyetçinin yaptığı şikâyet üzerine yeterli araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden; Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28/12/2012 tarih ve 2012/2888 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 17/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.