YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5926
KARAR NO : 2014/7493
KARAR TARİHİ : 17.04.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/242794
MAHKEMESİ : İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/05/2011
NUMARASI : 2010/679 (E) ve 2011/279 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, T Plastik İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş yetkilisi olan S.. S..’dan PVS malzemesi satın aldığı, karşılığında da 30.04.2009 vade, 21.06.2008 tanzim tarihli, borçlusu katılan C.. Ö.., alacaklısının kendisi olduğu 5000 TL bedelli ve 30.05.2009 vade, 21.06.2008 tanzim tarihli, borçlusu katılan C.. Ö.., alacaklısının kendisi olduğu 5000 TL bedelli sahte olarak düzenlenmiş senetleri cirolayıp S.. S..’a vermek suretiyle atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, suçlamaları kabul etmemesi, suça konu senetleri, katılanın oğlu olan ve Ö Pen isimli iş yerini birlikte ortak olarak çalıştırdıkları O Ö’in tanzim edip iş yerine aldığı malzeme karşılığında verdiğini söylemesi, Orhan Özden’in, katılan olan babasından onun adına senet düzenleyebilmesi için vekalet aldığını, babası olan katılanın bu işler için senet verdiğini bildiğini beyan etmesi üzerine senetlerin arkasını ciro ederek Orhan Özden’e verdiğini belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, katılanın oğlu olan O Ö’e adına senet düzenlemek için yetki verip vermediğinin araştırılması, O Ö’in duruşmaya çağrılarak suça konu senetleri düzenleyip düzenlemediğinin ve bu hususta katılan olan babasının rıza ve bilgisinin olup olmadığının sorulması, söz konusu senetlerde bulunan imza, yazı ve rakamların sanık ve O Ö’e ait olup olmadığının tespiti için kriminal raporu alınması, yine sanığın, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı da dikkate alınarak, suça konu sahte oldukları iddia edilen senetlerin S.. S..’a önceden doğmuş borç karşılığında verilip verilmediğinin, senetleri ciro yoluyla alan T.Plastik İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin ticari defter, belge ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 8.06.2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut suça konu sahte senetlerin sanık tarafından aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı kullanılarak mal alınmak suretiyle menfaat temin edildiği açıkça tespit edilmeden her iki suç açısından TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 tarih ve 2010/4-71 esas, 2010/76 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesiyle ceza infaz kurumu haline getirip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3.fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, yine zikredilen maddenin 3.fıkrasında, denetim süresinin mahkum olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hareketle, somut olayda anılan emredici düzenlemeye aykırı olacak şekilde, dolandırıcılık suçundan mahkemece 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.