Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/5977 E. 2014/9245 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5977
KARAR NO : 2014/9245
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

Tebliğname No : KYB – 2014/75988

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan şüpheliler Ş.. E.., G.. E.., Serdar ve Serhat haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/09/2013 tarihli ve 2013/33488 soruşturma, 2013/11906 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/10/2013 tarihli ve 2013/1161 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/02/2014 gün ve 2013/3499/11809 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/02/2014 gün ve 2014/75988 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, müştekinin, şüphelilerin dolandırıcılık yaptığı iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında kamu davası açmayı haklı gösterecek delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, müştekinin Samsung Galaxy S3 marka cep telefonunun, kırık ekranın tamiri için vermiş olduğu servisteki görevliler tarafından imei no’sunun klonlanarak kullanılmaz hale getirildiğini iddia etmesi karşısında, bu konuda uzman bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/10/2013 tarih ve 2013/1116 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 12/05/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.