YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6013
KARAR NO : 2015/22403
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuklar hakkında kapalı oturumda yapılan yargılama sonunda hükmün de kapalı oturumda açıklanması gerektiği gözetilmeyerek, açıkça okunması suretiyle CMK’nın 185. maddesine muhalefet edilmesi, suça sürüklenen çocuk …’in inceleme tarihi itibariyle on sekiz yaşını tamamlamış olması nedeniyle telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılana ait … plakalı aracın park halinde olduğu esnada, cam kırılma sesi gelmesi üzerine tanıklar … ve …’in aracın olduğu yere baktıklarında altı-yedi kişilik bir grubun kaçtığını ve aracın camlarının kırılmış olduğunu gördükleri, kaçan çocuklardan ikisinin katılanla husumetleri bulunan suça sürüklenen çocuklar olduğu, bu suretle suça sürüklenen çocukların mala zarar verme suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Suça sürüklenen çocukların ifadelerinde, üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, kaçan altı- yedi kişilik grubun içerisinde bulunan suça sürüklenen çocukların araca taş atarak zarar verdiklerini gören tanık bulunmadığı, tanık …’in katılanın eşi olması nedeniyle tarafsız tanık olarak değerlendirilemeyeceği ve çelişkili beyanları doğrultusunda iddianın doğruluğunun kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar vermek gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de; suça sürüklenen çocuk … hakkında iddianame ile 5237 sayılı TCK’nın 31/2 maddesi gereğince indirim talep edilmesine rağmen, ek savunma hakkı tanınmadan suça sürüklenen çocuk hakkında aleyhine olacak şekilde 5237 sayılı TCK’nın 31/3 maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
3- Suça sürüklenen çocuk …’in farik mümeyyizlik raporunda, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin kısmen geliştiğinin belirtilmesine rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında, ek rapor alınmaksızın mahkumiyetine karar verilmesi,
4- Suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk …’in üzerine atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağının değerlendirilmesi açısından; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan ve aynı Kanun’un 35/3. maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış bulunan suça sürüklenen çocuklar hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan hapis cezalarının, TCK’nın 50. maddesinin 3. fıkrası gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
6- Suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen hapis cezalarının ertelenmesi sırasında “şartları oluşmadığından” denilmesine rağmen, ertelenmesi suretiyle çelişki oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.