YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8121
KARAR NO : 2015/24200
KARAR TARİHİ : 22.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı,kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanık …, temyiz dışı sanık … ve tanık …’ın arkadaş oldukları, tümünün alkollü olduğu, olay günü tanık …’ın kullanmış olduğu araç ile seyir halindeyken polis memurlarının durdurmak istemesi üzerine durmayarak uzaklaştıkları, bir müddet ilerledikten sonra başka polis ekiplerince durduruldukları, aracı kullanan tanık … hakkında alkollü araç kullanmaktan işlem yapıldığı, bu sırada sanığın şikayetçilere hitaben “bizi ufak bir ceza ile geçiştiriver biz gidelim” dediği ancak şikayetçilerin işlem yapacağını söylediği bunun üzerine aralarında sözlü ve fiili tartışma çıktığı, sanığın şikayetçinin kemerinde takılı bulunan el telsizini çekip yere attığı, ayrıca şikayetçinin elinden tutarak çekiştirdiği ve parmağından yaraladığı böylece sanığın kamu malına zarar verme, hakaret, kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın suçlamaları kabul etmediği ancak şikayetçinin kullanmış olduğu telsiz üzerinde yapılan inceleme neticesinde telsizin zarar gördüğüne dair tutulan görgü ve tespit tutanağı, şikayetçi … hakkında alınan kati hekim raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde sol el 2. parmağında 1. derece kırık tespit edildiği, tanık beyanı, şikayetçi beyanları ve olay yakalama ve üst arama tutanağının uyumlu olması karşısında tüm dosya kapsamına göre, atılı kamu malına zarar verme, hakaret, kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının sanık tarafından işlendiğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Olayda iki şikayetçinin bulunduğu, şikayetçi …’ın araç içerisinde sorgulama yaptığı, diğer şikayetçi …’un ise evrak kontrolü ve cezai işlemleri yapması karşısında sanığın hakaret eylemini cezai işlemleri yapan şikayetçiye karşı gerçekleştirdiğinden hakaret suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 43/2 yollamasıyla 43/1 maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun ise birden çok mağdura yönelik olması sebebiyle anılan suçtan tayin edilen cezada TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca artırım yapılmayarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 22.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.