Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/8743 E. 2015/327 K. 14.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8743
KARAR NO : 2015/327
KARAR TARİHİ : 14.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında katılanlara yönelik işlediği hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen 03/11/2011 tarihli hükme yönelik, yasal süresi geçtikten sonra sanığın yaptığı, 14/11/2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında katılanlara yönelik işlediği hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Sanık …’nin, temyiz talebi reddedilen diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde kardeş katılanlardan …’un evine fala bakma bahanesi ile girdikten sonra katılan …’nin küçük kızı aracılığı ile haber göndererek katılan …’nin evine gelmesini sağladıkları kardeşi diğer katılan …’yü ellerinde ve üzerlerinde bulunan büyüleri çözme ve sıkıntılarını giderme vesaire gibi bahanelerle ikna ettikten sonra katılanlardan …’nün evine birlikte gidip katılan …’den 4 adet 22 ayar …. burması tabir edilen altın bilezik, bir adet yarım metre uzunluğunda altın zincir, iki adet 22 ayar altın yüzük , bir adet 14 ayar altın kolye , 2.700 TL ve 540 Euro parasını alıp tekrardan birlikte katılan …’nin evine giderek katılan …’den de 500 Dolar alarak bu aldıkları para ve ziynet eşyalarını bir çamaşır içerisine koyup üzerini bir baş örtüsü ile bohça gibi sardıktan sonra büyü yapar gibi bazı hareketlerde bulunup katılanlarla birlikte dışarıda taş toplamaları bahanesi ile bohça içine koydukları para ve ziynet eşyarını alarak ev dışına çıkarak olay yerinden ayrıldıkları somut olayda;

gerçeğin kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde açığa çıkması bakımından mümkün olduğu takdirde katılanlar ile sanık …’nin aynı oturumda yüzleştirilmelerinin sağlanması, mümkün olmadığı takdirde ise sanık …’nin teşhise elverişli boydan, önden ve yandan çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek katılarlara gösterilmesi suretiyle teşhis işlemi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığa atılı eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde tarif edilen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 14.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.