YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9607
KARAR NO : 2015/24568
KARAR TARİHİ : 29.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın 2010 yılının Nisan ayı içerisinde mağdure … kaçırarak katılanlara ait yanan kömürlükte cinsel istismarda bulunduğu, sanığın annesinin ve teyzesinin katılana gelerek kömürlükteki odunları ve diğer malzemeleri birlikte kaldırmayı teklif ettikleri, amaçlarının delilleri yok etmek olduğu, ancak katılanın bu teklifi kabul etmediği, suç tarihinde de katılanın kömürlüğünün yakıldığı, sanığın müsnet suçları işlediği iddia edilen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; sanığın suçlamayı kabul etmemesi, yangın raporu ve olay yeri inceleme raporunda yangın başlatıcı veya hızlandırıcı katkı maddesine rastlanılmaması, katılanların beyanlarında sanığın annesi ve teyzesinin cinsel isitismara konu kömürlükteki eşyaları kaldırmaları yönündeki talepte bulunmuş olmalarının sanığın kömürlüğü yaktığı şeklinde yorumlanmasının mümkün olmaması karşısında, sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/04/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.