YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12566
KARAR NO : 2015/29551
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
Tebliğname No : 15 – 2015/216797
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 19/03/2015
NUMARASI : 2013/192 (E) ve 2015/72 (K)
SANIK : H.. A..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Müteahhit olan sanık H.. A..’nın katılanlar ile kat karşılığı inşaat yapmak üzere anlaşıp, noterde sözleşme yaptıkları, sanığın yapılacak binanın 8 ve 20 numaralı dairelerini katılanlara vermeyi taahhüt ettiği, ancak daha sonra bahse konu dairelere iştirak halinde malik olan katılanlara sözleşme gereği kendisine düşen daireleri satacağını söyleyerek 06.12.2007 tarihinde 8 numaralı ve 12.12.2006 tarihinde de 20 numaralı dairelerin satışını yaptırdığı katılan Hediye Düzyollu’nun okur yazar olmamasına rağmen, okuma yazma biliyormuş gibi işlem yapıldığı, yine Kadriye Şentürk’e de işlerinin acele olduğunu söyleyip gerekli yasal açıklamaları yapmadan ve alıcılar hazır edilmeksizin tapu senetleri imzalatılarak satış işleminin gerçekleştirildiği olayda, mahkemece verilen 21.06.2012 tarihli kararın dairemizce 27.03.2013 tarihinde, sanığın kendisine ait daireleri sattığını söyleyerek katılanlara yaptırdığı her bir devrin birbirinden bağımsız, müstakil eylemler olduğu, farklı bağımsız bölümlerle ilgili, farklı farklı alıcılara satış yapıldığı ve her bir eylemin ayrı bir dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gerekçesiyle bozulması üzerine, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucu, ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 07.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.