Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/13345 E. 2015/30106 K. 15.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13345
KARAR NO : 2015/30106
KARAR TARİHİ : 15.10.2015

Tebliğname No : 15 – 2015/242581

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2011
NUMARASI : 2011/574 (E) ve 2011/788 (K)
SANIK : B.. Ö..
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Daha önce adli mercilerce usule uygun olarak herhangi bir tebligat yapılmayan adrese, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın geçersiz, temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek, temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 07.06.2012 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın, Türk Telekom bayiliği yaptığı, suç tarihinden önce sabit hat telefonu bulunan kişilerin uygun koşullarda ve taksitle cep telefonu verilmesi hususunda kampanya başlatıldığı, suç tarihinde sanığın, bu kampanyadan faydalanmak için katılanın işyerine gittiği, kendisinin sabit hattı sorulduğunda, doğum tarihi farklı olan 1951 doğumlu B.. Ö..’ün kullandığı sabit telefon hattı numarasını ve kendi nüfus cüzdanını bayiye verdiği, bunun üzerine sözleşme imzalanarak cep telefonunun sanığa teslim edildiği, cep telefonu taksitlerinin 1951 doğumlu B.. Ö..’ün faturalarına yansıyınca bu şahsın müracaatı üzerine olayın ortaya çıktığı, bu şekilde sanığın kendisi ile aynı isim ve soyadını taşıyan 1951 doğumlu B.. Ö..’e ait, her nasılsa öğrenmiş olduğu sabit telefon numarasını ve kendi nüfus cüzdanını da vererek, katılanın ve 1951 doğumlu B.. Ö..’ün zararına, kendi yararına aldığı cep telefonu taksitlerini de 4 ay boyunca ödemeyerek menfaat sağladığı anlaşılmakla, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesi uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de hapis cezasının kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.