YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/275
KARAR NO : 2015/1831
KARAR TARİHİ : 03.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Kardeş olan sanıkların, anneleri müşteki … adına kayıtlı 473; kardeşleri katılan … adına kayıtlı 1211 ve 1120 sayılı parsellerine dayalı olarak ve onların imzalarını taklit etmek sureti ile 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarına ait Doğrudan Gelir Desteğine başvurdukları, başvuru sonrasında yatan destekleme paralarını 25/03/2005 ile 30/10/2008 tarihleri arasında bankadan çektikleri, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıkların, başkası adına tapuya kayıtlı olan taşınmazlar için ilgili kuruma başvurarak 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında DGD ödemesi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edilmesi karşısında, dolandırıcılık suçlarının yenilenen suç işleme kararı altında işlenmesi nedeniyle her yıl için ayrı ayrı suç oluştuğu dikkate alınarak, zamanaşımı süresi dolan ve 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlar için, sanıkların lehine olan ve eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 504/7 maddesi ile aynı Kanun’un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi, 01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suçlar açısından ise, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesi kapsamında suçun işlendiği her yıl için ayrı ayrı hüküm kurularak sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanıklar müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.