YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3646
KARAR NO : 2015/22642
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumunun aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, kelepir bir ev almaya karar verdiği, bu husustaki isteğini temyiz dışı sanık …’e ait olan … isimli işyerine ilettiği, bu kişinin işyerinde olmadığı bir sırada, burada çalışan temyiz dışı sanık …’in yanına gelen sanık …’nın, kendisine ait bir dairenin bulunduğunu, satmak istediğini söylediği, bunun üzerine, …’in, böyle bir ev arayan katılana durumu bildirdiği, katılanla …in birlikte eve bakmaya gittikleri, katılanın evi beğendiği, bu sırada kendisini ev sahibi olarak tanıtmış olan sanık …’nın orada olmadığı, birkaç gün sonra katılan ve eşinin tekrar eve bakmak istedikleri, ..’in, sanık …’yı arayarak evde olup olmadığını sorduğu, sanığın evde olduğunu söylemesinden sonra birlikte eve gittikleri, sanığın kapıyı açtığı, tarafların, katılan beyanına göre 40.000 TL, sanık … beyanına göre 38.000 TL olarak fiyatta anlaştıkları, bu sırada …’e bir telefon geldiği, işinin çıkması nedeniyle oradan ayrılmak zorunda kaldığı, katılan ve diğer sanığa, işinizi bitirin, anlaşırsanız işyerine gelin dediği; fakat tarafların daha sonra işyerine gelmedikleri, katılan ve sanık … kendi aralarında 10/10/2005 tarihli adi bir sözleşme yaptıkları, bu sözleşmeye göre, sanığın, katılana 40.000 TL bedelle daireyi sattığı, 15.000 TL de kaparo verildiğinin yazdığı, sanığın bu parayı aldığını kabul etmediği, alınan bu paraya teminat için sanığın borçlu, katılanın alacaklı olduğu ve fakat vade ve düzenleme tarihi bulunmayan 15.000 TL bedelli bir senet düzenlenip katılana verildiği, sanığın parayı aldıktan sonra İzmir’e gittiği, çocuğunun hasta olduğunu söyleyerek katılandan biraz daha para istediği, katılanın banka aracılığıyla sanığa 11/10/2005 tarihinde 3.000 TL, 12/10/2005 tarihinde 2.000 TL para gönderdiği, dekontların dosya içerisinde olduğu, sanığın yeğeni …’ı gönderdiğini söyleyerek 2.000 TL daha para istemesinden sonra katılanın bu kişiyle buluşarak, istenen parayı verdiği, paranın verildiğine dair …. olarak kendini tanıtan kişiden imzalı adi bir yazı aldığı, böylece katılanın sanığa peyder pey toplam 22.000 TL para gönderdiği, bir daha da sanığa ulaşılamadığı, katılan, tapu müdürlüğüne gittiğinde elindeki tapu senedinin sahte olduğunu öğrendiği, böylece, sanığın tapu müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte tapu senedini kullanarak kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan ve Yargıtay bozma ilamına uyan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.