YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3821
KARAR NO : 2015/22654
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın sattığı mısır karşılığında aldığı … Teks. Konf. İnş. Gıda San.ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait suça konu müstahsil makbuzunu ibraz ederek katılan kurumdan destekleme primi aldığı, ihbar sonucu yapılan araştırmada müstahsil makbuzunu düzenleyen şirketin 29.01.2007 tarihinden itibaren ticari faaliyetinin olmadığının ve düzenlediği tüm belgelerin sahte belge olduğunun vergi denetmen raporunda belirtilmesi üzerine 28.03.2007 tarihinde sanığın katılan kuruma sunduğu, 2006 yılı dane mısır primi ödemesinde kamu kurumu zararına olarak bu sahte belgeyi kullanıp menfaat temin ettiği iddia edilen olayda; ; yerel Mahkeme’nin 31/12/2008 tarih 2008/252 E. 2008/505 sayılı kararıyla sanığın beraatına karar verildiği, Dairemizin 01/04/2013 tarih ve 2011/22865 esas, 2013/5923 sayılı kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçunun hile ayağını oluşturan sahtecilik suçundan verilen tefrik kararının yanlış olduğu, öncelikle sahtecilikle ilgili açılan davanın hangi mahkemede olduğu tespit edilerek karara çıkmamış ise delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden birleştirme kararı verilmesi, karara çıkmış ise denetime izin verecek şekilde dosya içine konulması ve delillerin birlikte değerlendirilmesi, gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararının kesinleştiğinin anlaşılması üzerine, dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.