Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/5477 E. 2015/24103 K. 22.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5477
KARAR NO : 2015/24103
KARAR TARİHİ : 22.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanlar … ve …’ın 16.09.2009 tarihli celsede davaya katılmak istemediklerini belirtmiş iseler de, 20.01.2010 tarihinde vekilleri aracılığı ile katılma isteminde bulundukları ve mahkemece de katılma kararı verildiği bu nedenle hükümleri temyiz etme haklarının bulunduğu belirlenerek ve sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini

bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın alkollü bir vaziyette evinin önüne çıkarak aracını çalıştırdığı ve yüksek sesle müzik dinleyerek

bağırmaya başladığı, komşuları katılanlar … ve eşi …’nun kendisinden rahatsız etmemesini isteyince, sanığın bu sefer katılanlara dönerek ”sizi burada yaşatmam, sizi barındırmam, sizi sinkaf ederim” diye bağırarak tehdit ve hakarette bulunduğu, sanığın daha sonra diğer komşusu şikayetçi … ’e sinkaflı küfürlerle bağırarak hakarette bulunduğu, bunun üzerine … ve eşi …’nun polisi arayarak yardım istedikleri, olay yerine kısa bir süre sonra polis ekibinin geldiği ve sanığı uyararak olay yerinden ayrıldığı, ancak sanığın … ve …’ya yönelik tehdit ve hakaretine devam ettiği gibi ayrıca …’in evinin çatısına sert bir cisim atarak bir kiremidi kırdığı, bunun üzerine şikayetçilerin tekrar polis çağırdığı, kısa bir süre sonra olay yerine gelen polis memurlarının sanığı alarak emniyete götürdükleri, sanığın emniyette bulunduğu sırada bu kez de görevli polis memuru şikayetçi Yaşar’a ‘seni sinkaf edeceğim, seni buradan sürdüreceğim, seni yaşatmayacağım’ diye bağırarak hakaret ve tehditte bulunduğu iddia olunan somut olayda;
1-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar … ve … vekili, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet, katılanlar … ve …’a yönelik tehdit suçundan verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
a-Tehdit suçu yönünden;
Oluş ve mahkeme kabulüne göre, sanığın katılanlara yönelik olarak “sizi burada yaşatmam, sizi burada barındırmam…” sözlerini sarf ettiği, tehdit suçunda tasarlama öğesinin varlığı aranmadığı, ayrıca tehditin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu, bu nedenle olayda tehdit suçunun oluştuğu, ve bu şekilde sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1 kapsamında kaldığı gözetilmeksizin sanığın mahkumiyeti yerine, ”sanığın olay sırasındaki durumu ve tartışma ortamı objektif olarak değerlendirildiğinde bu sözlerin korkutucu nitelik taşımadığı” biçimindeki yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
b-Hakaret suçu yönünden;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;ancak,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde

mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda katılanın tazminat talebi olmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen hakaret suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek adli sicil kaydında görünen mahkumiyet kararının da silinme koşullarının da gerçekleştiği ve “mahkumiyet kararı verilmesi halinde CMK’nın 231.maddesinin uygulanmasını” isteyen sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olması ” biçimindeki dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar … ve … vekili, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.