YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5985
KARAR NO : 2015/24083
KARAR TARİHİ : 21.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kasten yaralama, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Aynı apartmanda kapı komşusu olan katılan sanık … ile sanık … arasında önceye dayalı husumet bulunduğu,
sanığın, katılan sanığın dairesi ile kendisine ait daire arasındaki boş bir oda şeklindeki yerde çiçek büyüttüğü, katılan sanığın ise bu çiçekleri koparttığı, bunun üzerine sanığın, katılan sanığın kapısını çaldığı, çiçeklerini kimin koparttığını görüp görmediğini sorduğu, katılan sanığın ise kendisinin koparttığını söyleyerek, sanığın başına vurduğu, “seni öldüreceğim” diyerek tehdit ettiği, bunun üzerine sanık …’ın da katılan sanık …’ye vurduğunun iddia edildiği somut olayda;
1- Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Katılan sanık … hakkında mala zarar verme, tehdit ve kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde;
a- Mala zarar verme suçuna ilişkin olarak; sanığın, kovuşturma aşamasındaki kısmi ikrarı gözetildiğinde mala zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 151/1 maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu için seçenek yaptırımlar öngörülmesine rağmen, tekerrüre esas sabıkası bulunmayan sanık hakkında denetime elverecek şekilde gerekçeleri gösterilmeksizin hapis cezasının tercih edilmesi,
b- Sanığın kasten yaralama suçuna ilişkin olarak; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 86/2 maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu için seçenek yaptırımlar öngörülmesine rağmen, tekerrüre esas sabıkası bulunmayan sanık hakkında denetime elverecek şekilde gerekçeleri gösterilmeksizin hapis cezasının tercih edilmesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; sanığa yüklenen kasten yaralama suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı dikkate alınarak, suç tarihinde sabıkası bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu karar yerinde değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c- Sanığın tehdit suçuna ilişkin olarak; sanığın inkara yönelik savunmasına karşın, katılanın soyut iddiası dışında tehdit
sözlerini duyan kimsenin de bulunmadığı gözetilip sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gerekçesi ile beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; sanığa yüklenen tehdit suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı dikkate alınarak, suç tarihinde sabıkası bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu karar yerinde değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.