Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/5998 E. 2015/30233 K. 19.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5998
KARAR NO : 2015/30233
KARAR TARİHİ : 19.10.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevi yaptırmamak için direnme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Kargo görevlisi olan sanığın Kültür Bakanlığı’na ait olan ……..’ne bir paket bıraktıktan sonra dışarı çıkarken orada bulunan güvenlik şefi müşteki ile tartışarak ona sinkaflı hakarette bulunduğu ve turnikenin açılmasını beklemeden turnikeyi iterek geçtiği, bu şekilde turnikenin zarar gördüğü, böylece sanığın hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Belirlenen hapis cezası, adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesi yazılmamış ise de bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Sanık, müşteki ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-30/07/2013 tarihli kolluk tutanağına göre, turnikenin zarar gördüğünün belirtilmesine rağmen 30/07/2013 tarihli CD izleme tutanağında herhangi bir zarar verildiğinin görülmediğinin belirtildiği dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, söz konusu turnikeye ne şekilde zarar verildiğinin kesin olarak belirlenmesi için, ilgili CD’nin yeniden teknik bir bilirkişiye tevdiinin sağlanarak yeniden rapor alınması, sanığın eylemi nedeniyle oluşan zarara ilişkin ilgili kurumun tuttuğu tutanaklar ile yapılan masraflara dair belgelerin istenerek dosyaya konulması ve ilgili kurum yetkilisinin usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılarak ayrıntılı olarak ifadesinin alınması, ayrıca, sanığın, neden olduğu zararı giderip gidermediği, gidermiş ise hangi tarihte giderdiği ve kısmi ödeme varsa buna, ilgili kurumun muvafakatinin olup olmadığı hususlarının araştırılması, bütün delillerin toplanmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Kabule göre de; sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.