Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/6542 E. 2015/30768 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6542
KARAR NO : 2015/30768
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

Tebliğname No : 2 – 2013/8033

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/10/2012
NUMARASI : 2011/262 (E) ve 2012/278 (K)
SUÇA SÜRÜKLENEN
ÇOCUKLAR : İ.. A.., M.. A..
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak ise hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Suça sürüklenen çocukların, hırsızlık amacıyla Doğubayazıt Aras Edaş İşletme Müdürlüğü’nün binasının giriş kapısının kilidini kırarak içeriye girdikleri ancak kolluk güçlerinin farketmesi ile olay yerinden kaçtıkları somut olayda;
1-Suça sürüklenen çocuk M.. A.. hakkında hırsızlık suçuna teşebbüs eyleminden dolayı kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran suça sürüklenen çocuğun haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk İ.. A.. hakkında hırsızlık suçuna teşebbüs ve kamu malına zarar verme suçundan; suça sürüklenen çocuk M.. A.. hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan incelemede;
a- Suça sürüklenen çocuk M.. A.. açısından; Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, söz konusu rapor alınmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b- Suça sürüklenen çocuk İ.. A.. açısından; olay tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde olan suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı mala zarar verme ve hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağının değerlendirilmesi açısından; çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporunun aldırıldığı, ancak suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış olduğu dikkate alınarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesi gereğince işlediği mala zarar veme ve hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığı hususunda psikiyatri uzmanından her iki suç açısından rapor alınması yerine çocuk hastalıkları uzmanından sadece hırsızlık suçuna ilişkin eksik rapor alınarak yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Kabule göre de;
c- Suça sürüklenen çocuk İbrahim hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. fıkrasında, “Çocuklar hakkında hükmedilen; adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilmez. Bu takdirde on birinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünün öngörülmüş olması karşısında, ödenmeyen adli para cezasının hapse veya diğer tedbirlere çevrilmesinin olanaklı olmayıp, anılan maddenin 11. fıkrası uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’a göre tahsil edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, kararda, suça sürüklenen çocuk hakkındaki ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına denilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.