Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/7748 E. 2015/25506 K. 14.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7748
KARAR NO : 2015/25506
KARAR TARİHİ : 14.05.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın, sanığın yargılama aşamasında bildirdiği adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak belirtilen yerde tanınmadığı ve ikamet etmediği için tebliğ edilemediği, bunun üzerine aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca söz konusu karar tebliğ edilmiş ise de, herhangi bir adres araştırması yapılmadan ve sanığın adres kayıt sistemindeki ikametgah adresi yerine kovuşturma aşamasında belirtilen yere gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu, bu nedenle temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip, mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 20.1.2015 tarihli ek kararının kaldırılarak yapılan temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanlara yurt dışında inşaat saha kalfası olarak çalıştığını söylediği, akabinde günlük 10 saat çalışma karşılığı aylık 1.500 Amerikan doları ücretle inşaat işçisi aradığını, bu işçileri yurt dışına götüreceğini, ancak bunun için 105 TL para ile pasaport, nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgah ilmuhaberi, sabıka kaydı ile fotoğrafın gerekli olduğunu söylediği, sanığın söylediklerine inanan katılanların da suça konu para ile belirtilen evrakları temin ederek ayrı ayrı sanığa verdikleri, para ve evrakları alan sanığın da bir daha katılanlarla görüşmeyerek izini kaybettirdiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık hakkında mağdur …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, mağdur ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve “ 600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine,sırasıyla “ 5 gün “ ve “ 100 TL “ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında katılanlar …, …, …, …, … ve …’ya yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağına ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde yer alan düzenleme nazara alınarak; birbirlerini önceden tanıyan katılanların dosyadaki ifadelerinden sanığın katılanları aynı anda mı yoksa değişik zamanlarda mı kandırarak para aldığının açık ve net bir şekilde anlaşılamaması nedeniyle, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, katılanların yeniden beyanlarına başvurularak, sanıkların kendilerine yönelik hileli hareketleri ve menfaat teminini aynı anda yapıp yapmadığının açıklattırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b-) Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.5.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.