Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/9728 E. 2015/27359 K. 24.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9728
KARAR NO : 2015/27359
KARAR TARİHİ : 24.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 79 yaşında olan …’na 18.01.2005 tarihinde bahçeli kagir apartman niteliğindeki taşınmazı satıp, satış tarihinde imzalanmış görünen bir adet protokol ve farklı tarihlerde düzenlenmiş görünen iki ödeme makbuzu düzenleyerek katılana satış sırasında ve sonradan apartman aidatıyla ilgili olduğunu söyleyerek imzalatmak suretiyle oluşturduğu gerçeğe aykırı belgelerle 28.08.2006 tarihinde mahkemeye başvurarak satışa konu taşınmazın …’dan alınarak kendisi adına tesciline karar verilmesine neden olduğu, söz konusu kararın 01.06.2007 tarihinde kesinleştiği karara dayanarak söz konusu taşınmazın 29.06.2007 tarihinde tapu müdürlüğünde yapılan işlemle sanık adına tescil edildiği, ancak sonradan iadei muhakeme talebinin kabulüyle yeniden … adına tesciline karar verildiği iddia ve kabul olunması karşısında, sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik yanında, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde tarif edilen kamu kurumunu araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı açısından kazanılmış hakların saklı tutulması, 24.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.