YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1537
KARAR NO : 2017/22041
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanık … hakkında beraat
Sanık … hakkında TCK’nın 158/1-j, 62, 52/2-4, 53/1-3, 207/1, 62, 53/1-3 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık …’nın mahkumiyetine ilişkin hükümler katılan vekili ile sanık tarafından, sanık …’in beraatine ilişkin hükümler ise katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların, şikayetçi … adına başvuru yaparak Halkbank’tan 13.000 TL tüketici kredisi aldıkları ve kefil olarak da şikayetçi …’ün imzasını attıkları, bu suretle nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanığın, aşamalarda alınan ifadelerinde suçlamayı kabul etmediğini, sanık …’nın kredi çekeceğini söyleyerek kendisinden kefil olmasını istediğini, bunun üzerine kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla kendi ismini yazarak imza attığını ve kredi sözleşmesinde adı geçen diğer kişileri görmediğini beyan ettiği, kredi sözleşmesinin incelenmesinde sanığın, hakkında sahte imza atılan kefil … ile birlikte ikinci müteselsil kefil olduğu ve belgeyi kendi adı ile imzaladığı anlaşıılmakla, tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine yeterli somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kurulan beraat hükmünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde,
Sanığın, bankaya … olarak başvuru yaparak, kredi sözleşmesini bu isimle imzaladığı ve bu şekilde kredi tutarı olan 13.000 TL’yi alarak menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiş olup, sanığın kullandığı sahte kimlik fotokopisi ile kredi tutarını alarak menfaat temin etmesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat, bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.400 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.