Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/25492 E. 2017/20299 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/25492
KARAR NO : 2017/20299
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

Dolandırıcılık suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/06/2016 tarihli ve 2016/24522 soruşturma, 2016/12907 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın süre yönünden reddine ilişkin mercii Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/08/2016 tarihli ve 2016/3236 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 09.04.2017 gün ve 94660652-105-34-14757-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/04/2017 gün ve 2017/24377 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda; müştekinin toplamda 3 kardeş oldukları, Bakırköy 28. Noterliğinden alınan mirasçılık belgesinde kardeşleri olarak gözüken … ile …’un, … ile …’un aynı kişi oldukları halde, olmayan iki kardeşleri daha varmış gibi gerçeğe aykırı mirasçılık belgesi kullanarak, …’nin hem “…”, hem “Hatısoru”, …’un da hem “…”, hem de “Hatısoru” soyadlarını kullanarak mirastan iki kere pay aldıkları yönündeki iddiaları karşısında, dosyada mevcut nüfus kayıtlarından … ile …’un doğum tarihlerinin aynı olup 04/04/1964 günü olduğu, her iki şüpheli hakkında da 15/01/1975 tarihinde soybağı düzeltme işleminin yapıldığı anlaşılmakla, müştekinin 5 kardeş değil, 3 kardeş oldukları ve şüphelilerin 2’şer kez mirastan pay aldıktan sonra mevcut yanlışlığı gidererek nüfus müdürlüğünde kayıt silme işlemi yaptırdıkları yönündeki beyanları karşısında, karışıklığın şüpheliler hakkında soybağı düzeltme işlemi yapıldığı sırada mükerrer kayıt yapılmasından kaynaklanabileceği ve bir anne babanın 2 çocuğuna birden aynı ismi koymasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı hususları nazara alındığında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, söz konusu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

5271 sayılı CMK’nın 173/1. maddesinde, suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içerisinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı yeri çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebileceğinin öngörülmüş olmasından hareketle yapılan incelemede; Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2016 gün ve 2016/24522 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, 24.06.2016 tarihinde şikâyetçi vekiline tebliğ edildiği ve karara on beş günlük yasal süresinden sonra 14.07.2016 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiği dosya içeriğinden anlaşılmakla, merci tarafından verilen itirazın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından, Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.08.2016 gün ve 2016/3236 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.