Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/28730 E. 2017/22326 K. 02.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/28730
KARAR NO : 2017/22326
KARAR TARİHİ : 02.11.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, suç örgütüne üye olmak ve örgüte yardım etmek, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1-… :
a)Suç işlemek için örgüt kurmak suçundan beraat
b)Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1 ,43/1, 62, 63 , 53 ve 51 . maddeleri gereğince mahkûmiyet
c)Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-e-son , 43/1, 168/1 , 62 , 52 ve CMK nun 231/5-11. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
2-… :
a)Suç işlemek için örgüt kurmak suçundan beraat
b)Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1 ,43/1, 62, 63 , 53 ve 51. maddeleri gereğince mahkûmiyet
c)Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-e-son , 43/1, 168/1, 62, 52 ve CMK nun 231/5-11. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
3-… :
a)Suç işlemek için örgüt kurmak suçundan beraat
b)Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1, 43/1, 62, 63, 53 ve 51 . maddeleri gereğince mahkûmiyet
c)Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-e-son, 43/1, 168/1 , 62 , 52 ve CMK nun 231/5-11. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
4-… :
a) Suç işlemek için örgüt kurmak suçundan beraat
b)Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1, 43/1, 62, 63 , 53 ve 51 . maddeleri gereğince mahkûmiyet
c)Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-e-son, 43/, 168/1, 62, 52 ve CMK nun 231/5-11. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
5-… :
a)Suç işlemek için örgüt kurmak suçundan beraat
b)Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1 , 43/1, 62, 63, 53 ve 51 . maddeleri gereğince mahkûmiyet
c)Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-e-son, 43/1, 168/1 , 62 , 52 ve CMK nun 231/5-11. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
6-…:
Suç örgütüne yardım etmek suçundan beraat.

Sanıklar …, …, …, … ve …’in suç işlemek için örgüt kurma suçundan beraatlerine, nitelikli dolandırıcılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, özel belgede sahtecilik suçundan ise mahkûmiyetlerine ilişkin hükümler ile sanık …’in suç örgütüne yardım etme suçundan beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili ile sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Sanıklardan …’in evli olduğu …’in suça konu…Sağlık Hizmetleri Tıp Merkezi’nin büyük ortağı, …’in ise küçük ortağı olduğu, diğer sanıklardan …’ın suç tarihinde hastane müdürü olarak idari işlerden sorumlu olduğu, sanıklar … ve …’ın evrak sorumlusu olarak aynı hastanede görev yaptıkları, diğer sanık …’in ise İl Sağlık Müdürlüğü Tıp Meslekleri ve Özel Tanı-Tedavi Şubesi’nde memur olarak çalıştığı, sanıkların örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ederek suça konu … Sağlık Hizmetleri Tıp Merkezi’nin kar marjlarını arttırmak amacıyla hastaneye müracaat eden tanıkların hastalıklarının teşhisi için gerekli olmayan ya da konulan teşhisler ile uyumlu olmayan tetkikleri yaptıkları, bazı tetkik ve tedavilerin ise hastalara hiç uygulanmamasına rağmen sanki uygulanmışlar gibi evrak tanzim ettikleri, yine bir kısım hastaların kimlik bilgileri önceden hastanede kayıtlı olduğu için bu kimlik bilgileri ile hastaneye giriş yapılmış gibi gösterip, poliklinik numarası verilerek, gerçekte var olmayan hizmetlerden yararlandıklarına dair işlemler yapıp Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine 189.329,05 TL haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
1- Katılan vekilinin, sanıklar …, …, …, … ve …’in suç işlemek için örgüt kurma suçundan, sanık …’in ise suç örgütüne yardım etme suçundan beraatine ilişkin hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2013 tarih ve 6-1490/59 sayılı kararında açıklandığı üzere, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç örgütüne yardım etme suçları kamunun güvenliğine karşı işlenen suçlardan olup dolandırıcılık suçunu işlemek amacıyla kurulan örgütün eylemleri nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunun doğrudan zarar görmesi ve davaya katılması da mümkün olmadığı; bu suçlar yönünden usule aykırı olarak verilen katılma kararının da hukuken kararı temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından katılan kurum vekilinin temyiz inceleme başvurusunun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar …, … ve … müdafiinin nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nun 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMUK’nun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
3- Sanıklar …, …, …, … ve …’in özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetlerine yönelik hükmün temyiz incelemesinde;
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun 3. maddesinde üst solunum yolu enfeksiyonu olduğu düşünülen hastalardan alınan kültürlerin hepsinde üreme varmış gibi bakteri tanımlaması yapılması sonucu alınan her kültürde katalaz testi uygulandığının, 4. maddesinde ise yapılan radyolojik görüntülemelerin ve laboratuvar incelemelerinin kanıtı olan radyolojik görüntüleme raporları ve laboratuvar sonuçlarının çıktılarının faturalara eklenmediği, bu nedenden dolayı bahsi geçen tetkiklerin yapılıp yapılmadığı hususunda fikir yürütmenin mümkün olmadığı, gerekli görülen hastalar için bu sonuçların ilgili hastaneden istenmesinin veya hasta ifadelerine başvurulmasının uygun olacağı bildirildiği, söz konusu tıp merkezine müracaat eden hastaların bir kısmının soruşturma aşamasında bir kısmının ise hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında tanık olarak beyanlarının alındığı, ifadesine başvurulan tanıklardan;
…’nin, 2009 yılı Eylül ayının başlarında belinde bulunan rahatsızlık sebebi ile … Tıp Merkezi’ne giderek burada iki hafta fizik tedavi gördüğünü, kendisine gösterilen 14.10.2009 tarihli fatura içeriği hakkında bilgisinin olmadığını ancak kendisinin bu tarihte tedavi görmediğini beyan ettiği,
…’nun, 23/09/2009 tarihinde dahiliye uzmanı …’den kan tahlili ve ultrason gibi sağlık hizmeti aldığını Dr. …’ün ilaçları bittiğinde kontrole gelmesini söylediğini, ancak bir daha ilgili kuruma tedavi amaçlı gitmediğini, fatura üzerinde 13/10/2009 tarihinin gösterildiğini ancak sağlık karnesinden de anlaşılacağı üzere 23/09/2009 tarihinde ilgili kurumdan sağlık hizmeti aldığını, bu tarihten sonra da ilgili kurumdan sağlık hizmeti almadığını, muayene tarihi ile fatura tarihinin farklı olduğunu beyan ettiği, kovuşturma aşamasında da … Özel Tıp Merkezi’nde batım filmi çektirmeye gittiğini, kan tahlili de yaptırdığını, eve gittiğini, 1 ay sonra doktorunun tekrar çağırıp, sonuçlarına bakıp, kolonoskopi çektirmesini istemesine rağmen tekrar tıp merkezine gitmediğini, iki adet faturayı polis merkezinde soruşturma evrakları arasında gördüğünü söylediği, …’nin, ilgili tıp merkezinde 14/08/2009, 01/09/2009 ve 07/10/2009 tarihlerinde sağlık karnesinden de anlaşılacağı üzere tedavi olduğunu ancak 24/10/2009 tarihinde tedavi olmadığını yine sağlık karnesinden de anlaşılacağı üzere aynı tarihte sağlık karnesine reçete yazılmadığının görüleceğini ancak 24/10/2009 tarihindeki faturada beyan edilen radyolojik incelemeden kasıt ultrasonografi ise muhtemelen hamile olduğu için ultrasona girmiş olabileceğini ayrıca idrar tahlili, bebeğin gebelik tarama testinin yapıldığını beyan ettiği, buna karşın bir kısım sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde verilen hizmetlerin yaklaşık 1 ay içerisinde faturalaştırılıp …’ya gönderildiğini, bu nedenle muayene tarihi ile fatura tarihleri arasında farklılık olduğunu, soruşturma aşamasında ifadeyi alan kişilerin bu hususu gözetmediğini savunduğu,
…’ın, söz konusu tıp merkezine bir defaya mahsus gittiğini ve ultrason çektirip tahlil yaptırdığını, ilgili kuruma bir defa gitmiş olmasına rağmen neden üç kere fatura düzenlendiğini bilmediğini beyan ettiği, bahsi geçen sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde de bu konuda izahat yapıldığı, buna göre …’a, muayene, kontrol ve kuruma sunulan fatura tarihleri ayrı ayrı belirtilmek sureti ile sanki üç kez hizmet sunulmuş ve üç ayrı ücret tahsil edilmiş gibi soru yöneltildiğini, tanığın dosyası incelendiğinde 23.09.2009 tarihinde Dahiliye Polikliniğine muayeneye, bir kez de kontrole geldiği, sadece bir tane muayene bedelinin 13.10.2009 tarih ve 004716 nolu fatura ile devletten tahsil edilmiş olduğunun kuruma sunulan faturalarda hizmet detayının bulunmasının sözleşme koşulu ve fatura eklerinin hizmet detayı olduğunun, buna rağmen sanki iki hizmet fatura edilmiş gibi soru sorulduğunun beyan edildiği,…’ın, 20.01.2009 tarihinde saat 20:00 sıralarında ateşinin olması ve üşüttüğünden dolayı … Tıp Merkezi’nin acil bölümüne gittiğini, kendisine gösterilen faturada olduğu gibi iç hastalıkları polikliniğine gitmediğini, fatura içeriğinde belirtilen 21 tahlil ve tetkikin ne olduğunu bilmediğini kendisinin sadece muayene olduğunu ilaç yazıldığını, doktorun kendisinin uzman olmadığını ertesi gün iç hastalıkları bölümünde Dr. … Bey’e muayene olabileceğini söylediğini, kendisine gösterilen faturadaki tahlillerin yapılmadığını, ayrıca eşi …’ın 16.01.2009 tarihinde İç hastalıkları polikliniğe boyun ile ilgili gittiğini ve MR çekildiğini kendisine gösterilen faturada belirtilen 31 adet tahlil ve tetkikin ne olduğunu bilmediğini sadece randevulu olarak ertesi gün MR çektirdiklerini sonucunda doktora gösterdiklerini ve ilaç yazıldığını, faturadaki hiçbir tahlil ve tetkikin yapılmadığını bildiğini beyan ettiği, kovuşturma aşamasında ifadesini değiştirip geçmiş tarihte hem kendisi, hem de eşi için birden fazla sefer olmak üzere olaya konu özel hastaneye gittiğini, rahatsızlıklarının genellikle ayaktan tedaviyi gerektirecek hastalıklar olduğunu, bunun için her gittiğimde farklı işlemler uygulandığını, ancak bu iş ve işlemlerin ayrıntısını ve tıbbi olarak ne olduğunu hatırlamadığını, hatırlayabildiği kadarı ile MR filmi ve sair birkaç film çektirdiklerini hatırlayabildiğini, ayrıca hastalıklarına binaen reçete de yazdırdığını beyan ettiği, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde buna ilişkin savunma yaparak sorguda bir kısım hastalara da kendilerine yapılan tahlil sonuçları gösterilmek sureti ile bu kadar tahlil isteyip istemedikleri, yapılan işlemlerin hangilerini talep ettikleri gibi doktor-hasta ilişkisinde yer almayan kasıtlı sorular sorulduğunu, hastalara kan, idrar veya boğaz kültürü üzerinden yapılan tahlil sonuçlarının sayı ve isim olarak belirtilmek sureti ile sanki farklı 20-30 tahlil yapılmış ve bu kuruma fatura edilmiş imajı yaratılarak soru yöneltildiğini, oysa gösterilen sonuçların kan, idrar veya boğaz kültürü üzerinden yapılan tahlillerin sonuçları olduğunu, çalışılan tek bir kan veya idrar tahlilinde hekimin istemine göre 20-30 hatta daha fazla sonuca ulaşılmasının mümkün olduğunu, mahkeme huzurunda alınan ifadelerinde bu hastalara kan tahlili- boğaz kültürü- idrar kültürü… verip vermedikleri sorulduğunda verdiklerini ifade ettikleri, bu kültürlerden elde edilen sonuçları ise haklı olarak bilmediklerini söylediklerinin savunulduğu,
…’nin, kızı …’yi el bileğindeki rahatsızlığından dolayı … Tıp Merkezi’ne götürdüğünü, film çekildiğini, küçük bir bandaj yaptıklarını ve gönderdiklerini, kendisine gösterilen faturada yazan sekiz bandajının ne olduğunu bilmediğini, yine çocuğunu soğuk algınlığı ile aynı hastaneye götürdüklerini, yapılan tetkiklerin ne olduğunu bilmediğini beyan ettiği,
…’ın, soğuk algınlığı ile bu sağlık merkezine gittiğini, kendisine gösterilen raporda belirtilen kolestrol, guatr testleri ile beyin tomogrofisini çektirmediğini, sadece soğuk algınlığı ile gittiğini ve tetkiklerin ne olduğunu bilmediğini beyan ettiği,
…’ın fizik tedavi iki numaralı faturada belirtildiği gibi sekiz kez Ultrason hizmeti almadığını ve kendisine hiç ultrason yapılmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında da bir önceki görev yeri olan Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü’nde çalıştığı esnada eşinin boyun rahatsızlığı sebebiyle sanık …’ın çalıştığı tıp merkezine gittiğini, eşinin tedavi gördüğünü, sanıklar hakkında başlatılan koruşturma gereğince hastanede kendileri için düzenlenen faturaları incelediğinde eşinin fizik tedavisi için kendilerine verilmeyen bazı aparatların da faturaya eklendiğini gördüğünü beyan ettiği,
…’ın, iç hastalıkları seksen üç numaralı faturada kendisine serum takılmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde ise hastalığı sebebi ile ayaktan tedavi için ilgili sağlık kuruluşuna başvurduğunu, hatırladığı kadarı ile tahlil yapıldığını, boğaz kültürünün alındığını ve reçete yazıldığını, ancak enjeksiyon yapılıp, serum takılmadığını beyan ettiği,
…’un, 06.07.2009 tarihli Ortopedi ve Tramvatoloji faturasında belirtildiği şekilde kendisine bandaj ve bandaj türü herhangi bir işlemin yapılmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde, 2006-2010 yılları arasında Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü’nde görevli olduğunu, … Tıp Merkezi’ne eklem ağrıları nedeniyle birden çok kez tedavi amaçlı olarak gittiğini, eklem ağrıları için herhangi bir aparat veya alet takılmadığını ancak eklem ağrıları için herhangi bir araç veya gerecin vücuduna takılmamasına rağmen aksi yönde belge düzenlenmiş olduğunu öğrendiğini, fakat hastaneye gittiği dönemde bileğine bir jel sürülerek bir hafta süre ile yarımşar saat olarak manyetik bir aletle tedavi uygulandığını, onun dışında başkaca bir aparat takılmadığını ancak bileğini sıkı tutsun diye bir defa bandaj yapıldığını, bunun dışında da sadece ilaç tedavisi uygulandığını beyan ettiği, sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçesinde … gibi bir kısım hastalara sorguda hastanenin hiç vermediği hizmetler verilmiş gibi soru sorularak şahısların yanıltıldığının savunulduğu,
…’nın, Kulak Burun Boğaz Polikliniğinin 15.10.2009 tarihli faturasında belirtildiği gibi kendisine herhangi bir testin yapılmadığı sadece muayene olduğunu ve ilaç yazıldığını beyan ettiği,
…’ın Ortopedi ve Tramvatoloji Polikliniği’nin altı nolu faturasında belirtildiği gibi kendisine herhangi bir bandaj uygulanmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında da belinden rahatsız olduğunu, yalnızca röntgen filmi çekildiğini ve reçete ile ilaç yazıldığını ve bunları aldığını, bunun haricinde bandaj veya korse almadığını, bunların reçete içeriğinde olup olmadığını bilemediğini beyan ettiği,
…’ın Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğinin iki yüz on nolu faturasında belirtilen APTT, Protnombin Zamanı, Kanama Zamanı, Pıhtılaşma Zamanı, Mikro CRP adlı tetkikleri yaptırmadığını, sadece ilaç tedavisi ve boğaz kültürü gibi tetkikler yaptırdığını ve kan testi yaptırdığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasındaki beyanında ise Erzurum Emniyet Müdürlüğü’nde çalışırken kızının rahatsızlanıp grip olması nedeni ile kan testi yaptırmadığını, sadece boğaz kültürü yaptırdığını, bir de reçete aldığını, ancak bu operasyon sonucunda çocuğuna yaptırmadığı ve yeni doğana yapılması gereken tetkiklerin hastane tarafından yaptırılmış gibi gösterilip devletten para alındığını ve haksız kazanç elde edildiğini, bu konuda sahte belge düzenlendiğini öğrendiğini, kızını doktora grip için götürdüğünü, boğaz kültürü dışında hiçbir tetkik yaptırmadığını beyan ettiği, sanıklar müdafiinin ise bu hususla ilgili olarak …’ın soruşturma aşamasında kan testi yapıldığını söylemesine rağmen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda verdiği ifadesinde kan testi yaptırmadıklarını beyan ettiğini, bazı tanıkların da tam tersi ifade verdiklerini savunduğu,
…’ın Ortopedi ve Tramvatoloji Polikliniğinin 27.07.2009 tarihli faturada belirtildiği gibi herhangi bir tahlil ve tedavi görmediğini, sadece röntgen çekimi için ileri bir tarih verildiğini bu yüzden herhangi bir işlem yapılmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında da yalnızca röntgen istendiğini, röntgen çekimine gitmediğini, bandaj veya korse almadıklarını beyan ettiği,
…’in Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinin yetmiş dokuz nolu faturasında belirtilen testleri yaptırmadığını, gebeliğinin belli olduğunu ve katalaz testini yaptırmadığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında ise 2009 yılında hamile olduğunu, sivil kıyafet giyinebilmek için … Hastanesi’ne hamile olduğuna dair belge almak için gittiğini, üzerinden çok zaman geçtiği için kaç tane tahlil yapıldığını hatırlayamadığını, Kaçakçılık Polislerine hangi tahlilleri yaptırmadığını beyan ettiğini, fakat şimdi üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlayamadığını beyan ettiği,
…’ın İl Emniyet Müdürlüğünün adına kesilen Ortopedi ve Tramvatolijiden 13 nolu faturasında tam hatırlamakla beraber 31.12.2009 tarihinde bel veya ayak ağrısı nedeni ile … Sağlık hizmetlerine gittiğini, fakat kendisine gösterilen fatura içeriğindeki bulunan testlerden hiç birinin yapılmadığını ve fatura içeriğinde bulunan tanılarla ilgili hiçbir şikayetinin olmadığını, sadece bel ağrısından gittiğini beyan ettiği,
…’nın Kulak Burun Boğaz Polikliniği’ne gittiğini, 09.10.2009 tarihli faturada belirtilen kolestrol ve guatr tehlikesi ile alakalı bir rahatsızlığının olmadığını ve yine faturada belirtilen tahlillerin yapılıp yapılmadığını hatırlamadığını beyan ettiği,
…’ın, 05.12.2009 tarihinde kulak burun boğaz polikliniğine gittiğini, oradan da mide ağrısı şikayeti ile aynı sevkle dahiliye polikliniğine gittiğini, faturada belirtilen Anti HCV, Anti HIV, Anti HBS ve HBsAg ile ilgili tahlil yaptırmadığını ve böyle bir talebinin olmadığını beyan ettiği,
…’ın, 27.09.2009 tarihinde … Tıp Merkezi’ne giderek burada Dahiliye Polikliniği’nde muayene olarak Fizik Tedavi Polikliniğine görünmek amacıyla sıra aldığını, ancak burada tedavi görmediğini yaklaşık 1-2 hafta sonra kurum müdürü …’ın kendisini yanına çağırarak faturanın yüksek olduğunu ve faturada belirtilen tahlilleri yaptırıp yaptırmadığını sorduğunu, fatura içeriğine baktığında MR vb. gibi tahlilleri yaptırmadığını ve Fizik Tedavi polikliniğinde tedavi olmadığını belirttiği, tıp merkezinin faturayı düzelterek yeni bir fatura gönderdiğini beyan ettiği görülmekle;
Mahkemenin gerekçeli kararında hangi tanıkların beyanlarına itibar ettiğini açıklayıp izah etmediği gibi, ismi geçen tanıkların bir kısmının beyanlarını değiştirdiği, bir kısım tanık beyanları için sanıklar müdafiilerinin savunmalar yaptığı, bir kısım tanıkların beyanlarının içeriğinin ise hiç araştırılmadığı görülmekle, bilirkişi raporunun 4. maddesinde belirtildiği gibi beyanı alınan her bir tanığa ait tüm evraklar hastaneden getirtilip yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak her bir tanık bakımından fatura edilen tetkiklerin yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, sanıkların savunmaları gözetilerek, ilgili hastanenin iş hacmine oranla farklılık gösteren faturalardaki işlemlerin hata sonucu mu yoksa kasten mi yapıldıkları değerlendirilip, varsa her bir sahte evrak bakımından kusuru olan sanıkların tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dâhil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşmuş somut bir zarardan söz edilemeyeceği hususu da göz önünde bulundurularak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 18.09.2012 tarih ve 2012/2-168-1776 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin objektif koşulların varlığı halinde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin olan, seçenek yaptırıma veya tedbire çevirme ya da erteleme hükümlerinden önce ve 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklikten sonra ise, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi halinde mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanması gerektiğinden, suç tarihi itibariyle sabıka kaydı bulunmayan ve cezaları bir daha suç işlemeyecekleri kanaatiyle ertelenen sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK’nın 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarih ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, yine zikredilen maddenin 3. fıkrasında, denetim süresinin mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hareketle, hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 51/3. maddesi gereğince denetim süresi belirlenmemesi,
3- Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 53/1. maddesinin (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi altsoyu yönünden uygulanamayacağının gözetilmeyerek altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmamasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.