YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/28943
KARAR NO : 2017/21676
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan şüpheli … hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19/12/2016 tarihli ve 2016/59128 soruşturma, 2016/107139 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 31/01/2017 tarihli ve 2017/366 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13.06.2017 gün ve 94660652-105-34-4140-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/06/2017 gün ve 2017/38081 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müşteki … A.Ş.’nin … markasıyla zincir market sektöründe faaliyet gösterdiği, şüphelinin, müşteki şirketin Üsküdar/İstanbul’da bulunan mağazasında personel olarak çalıştığı sırada pos çekmecesinde bulunan 1.250,00 Türk Lirasını uhdesinde tuttuğundan bahisle müşteki şirket vekilinin şikayetçi olması üzerine, müştekinin iddiasını somut birileriyle ispatlayamadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde ve aşamalarda vermiş olduğu dilekçesinde belirttiği … isimli şahıslar ile yine borcun ödenmediğine ilişkin tutulan tutanakta ismi geçen …’in tanık olarak beyanlarına başvurularak sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Şüphelinin üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi yanı sıra tarihsiz düzenlenen tutanakta imzasının bulunmaması ile çok önemli delil niteliğindeki kasa işlemlerine ilişkin defter ve belgelerin istenilmesine rağmen şikayetçi tarafça kaybolduğu ileri sürülerek ibraz edilmemesi, öte yandan aynı şirkette çalışan tanıkların ifadelerinin yansız olamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, itirazın reddi yönündeki kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31.01.2017 tarih ve 2017/366 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.