YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/30851
KARAR NO : 2017/20298
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : a-TCK’nın 158/1-f, 62, 52/2, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
b-TCK’nın 204/1, 62, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümleri ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’in, kardeşi … adına … Bankası …Küçük Sanayi Sitesi Şubesinde …’un bilgisi haricinde sahte çek hesabı açtırarak çek koçanı aldığı, akabinde ayakkabı satışı yapan katılana, aldığı mal karşılığında sanık … adına kayıtlı çek koçanından … sahte imzası ile 3.300 TL bedelli sahte çek verip ödeme yapmayarak resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık savunmasında; …’un kardeşi olduğunu, … ile birlikte iş yaparken kardeşi …’un bankadan çek hesabı açtırarak çek karnesi aldığını, işleri ortak olduğu için iş yerlerine aldıkları mallar karşılığında bu çekleri kullandıklarını, çeklerin kardeşi …’a ait olmasına rağmen bazen onun yokluğunda ancak onun rızası dahilinde kendisinin imzaladığını, bu şekilde düzenleyip ödedikleri piyasada yüzlerce çeklerinin olduğunu, katılandan ayakkabı aldığını, bu kişiden birçok kez alışveriş yaptıklarını, her defasında da kardeşinin çeklerini kendisinin imzaladığını ve vadesi geldiğinde çek bedellerini ödediklerini, daha sonra işleri kötüye gitmeye başlayınca katılana verdikleri çeki ödeyemediklerini, dosya içerisinde bulunan ve kendisine gösterilen çeklerin altındaki kardeşi … adına atılı imzanın kendisinin tarafından atıldığını, çeklerdeki o imzayı kardeşi …’un muvafakati ile attığını, kardeşinin de bu borçlardan haberinin olduğunu belirtmekle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanık ile kardeşinin gerçekte böyle bir işyerinin bulunup bulunmadığı, birlikte iş yapıp yapmadıkları, …’un, sanığın çekleri imzalamasına yazılı veya sözlü muvafakatinin bulunup bulunmadığı ile sanık tarafından imzalanıp da ödenen başkaca çekler bulunup bulunmadığı, sanıkla katılan arasında suç tarihinden önce veya sonra başka ticari bir ilişki bulunup bulunmadığı, sanığın, katılana verip de ödenen başkaca çeklerinin bulunup bulunmadığı, katılanın, sanık ve kardeşi …’u tanıyıp tanımadığı, katılanın, çeklerin, sanık tarafından kardeşi yerine imzalayıp imzalamadığını bilip bilmediği hususlarının araştırılması, bu hususta katılan ve …’un yeniden dinlenilmesi, taraflara arasındaki ticari ilişki ve ödemeye dair kayıtların getirtilmesi, incelenerek dosyaya konulması, buna göre sanığın suç işleme kastının bulunup bulunmadığı ile sanık üzerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hüküm açısından; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, sanığın, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen çeklerle ilgili olarak tek bur suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen çeklerle ilgili olarak yine tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise, her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı, bu hukuksal olgular ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın, kardeşi …’un kimliğini kullanarak … Bankası …Küçük Sanayi Sitesi Şubesi’nden …’un bilgisi haricinde sahte bir çek hesabı açtırarak çek koçanı aldığı ve bu çekleri piyasaya dağıttığı dikkate alınarak, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/159 Esas sayılı dosyası, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/3 Esas sayılı dosyası, Tarsus 1. ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/54 esas sayılı dosyası, Bakırköy 2. ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/296 esas sayılı dosyası, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/111 esas sayılı dosyalarında, sanığın, …’a ait çek hesabından sahte çek keşide ettiği ve sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilmekle, ilgili dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu dosyaların değişik mağdurlara karşı değişik zamanlarda oluşması da nazara alınarak usul ekonomisi ve yapılacak araştırmaların mahiyeti de dikkate alınarak sanığın ticari faaliyetlerini yürüttüğü Tarsus Ağır Ceza mahkemesinde birleştirilmesinin sağlanması, buna göre sanığın eylemlerinin tek bir suç mu, zincirleme suç mu yoksa ayrı ayrı suç mu oluşturduğunun karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.