Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/31824 E. 2017/23252 K. 14.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/31824
KARAR NO : 2017/23252
KARAR TARİHİ : 14.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma)
HÜKÜM : TCK’nın 155/2, 62, 52 ve 53. maddeleri gereğince mahkumiyet

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hazırlanan 05/11/2013 tarihli iddianame ile, “katılana ait iş yerinde muhasebe ve finans sorumlusu olarak çalışan sanığın, katılanın anlamasını zorlaştıracak şekilde, bilgisayar program ve kayıtlarında oynama yaparak çıkar sağladığı, eyleminin sıradan güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturan “zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma” durumundan farklı olduğu, zira yanlış bilgi girilmesi nedeni ile hileli hareketlerle paranın maledildiği, bu nedenle sanığın eyleminin 158/1-f maddesinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturacağını, ancak iddianamenin iade kararının kesinleşmesi nedeni ile zorunluluktan Asliye Ceza Mahkemesi’ne dava açıldığının” belirtildiği,
Oysa ki iddianamenin iadesine ilişkin karara karşı yapılan itiraz sonucunda verilen karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği, dolayısıyla TCK 158/1-f kapsamında kaldığı düşünülen ve iddia olunan eylem için Asliye Ceza Mahkemesi’ne dava açılmasında yasal bir zorunluluk olmadığı, kanun yararına bozma yolu ile bu hukuki uyuşmazlığın giderilebileceği, ancak Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan bu iddianamenin kabul edilmiş olması nedeniyle kanun yararına bozma yoluna bu aşamadan sonra gidilemeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede,
İddianame de belirtilen bu vasıflandırma ve anlatım karşısında, eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların gözetilmesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.